Mayıs 16, 2026
Cumhuriyet Halk Partisi

CHP yönetimi marjinalleştikçe CHP tabanı Erdoğan’la barıştı

Yazıyı paylaş

Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan Kazakistan ziyaretinin dönüşünde uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlarken “Önümüzdeki süreçte aramıza katılacak yeni arkadaşlar olabilir” diyerek yeni bir siyaset alanının işaretlerini verdi.

Tabii bu söylemlerinde CHP’den Ak Parti’ye geçen belediye başkanlarının motivasyonlarının genel siyasete sirayet edeceğine yönelik de örtülü bir ima vardı diye değerlendirme yapabiliriz.

Bu değerlendirmenin meyânına varmadan zemînine bir göz atarak, CHP üyesi belediye başkanlarına parti rozetinin artık neden ağır geldiğini anlamaya çalışalım.

CHP’li başkanlar seçim bölgelerinde hizmet üretemez oldular

Cumhuriyet Halk Partisi, şaibeli 38. Olağan Kurultayı’nda “değişim” vaatli menfaat düzeni ile ele geçirildikten sonra yeni yönetimin inşa ettiği yerel yönetim sistemi meyvelerini belediyelerde yolsuzluk, rüşvet ve irtikap operasyonları ile verdi.

CHP yönetiminin verdiği kararların kapalı kapılar ardında, nereden geldiği belli olmayan talimatlarla belirlenmesinden ötürü, bu operasyonlardan rahatsızlık duyan CHP’li belediye başkanlarının da itirazlarını duyurabilecekleri, muhatap alınabilecekleri bir makam bulunamaz oldu.

CHP yönetimi 19 Mart’tan beri yüksek seviyede alarm modunda hareket ettiği için, sert bir tonda kamplaşmayı sürdürdükçe kendilerine dayatılan SİSTEM’in düzeninden rahatsız olan belediye başkanları seçim bölgelerinde hizmet üretemez oldular.

CHP üst yönetimi mevcut belediye başkanlarından ne istiyordu?

CHP yönetimi, seçildikten sonra parti rozetini çıkarıp, Türk bayrağı rozetini yakasına takarak “Her partiden hemşerimize eşit hizmet götüreceğiz” diyen belediye başkanlarından Silivri’nin kapısında yatmalarını istedi. 

Daha da radikalize olmaları, Adalet Bakanımız Sayın Akın Gürlek’e en galîz hakaretlerin arka arkaya sıralandığı otobüsün tepesinde durarak, mevcut Genel Başkanın arkasında alkış tutmaları beklendi. 

Parti ayrımı yapmadan her belediye başkanına randevu verip bizzat görüşen Çevre ve Şehircilik Bakanımız Sayın Murat Kurum ile görüşerek hizmet bölgelerindeki sorunları çözmeye niyetlenirlerse eğer, hatta Bakan’la hatıra fotoğrafı çektirip teşekkür mahiyetinde paylaşırlarsa partinin en büyük ihanetçisi ilan edilecekleri bildirildi. 

Belediyecilik kanunundaki boşlukların ve pratikteki durumların yolsuzluk ve rüşvete ne kadar alan açtığını iyi bilen belediye başkanlarından yönetim anlayışlarını bilmedikleri isimlere, başka şehirlerde operasyonla gözaltına alınan belediye başkanlarına, yardımcılarına kefil olması istendi. 

Sokakta yürürken, esnaf ziyareti yaparken nam-ı diğer havlulu başkanla ilgili sorulara muhatap olmak zorunda kalan belediye başkanları eğer yolsuzluk operasyonlarına sahip çıkmayı reddederlerse gece yarısı telefonu eline alıp ağır küfürler eden, “esas hırsız sensin” diyen bir Genel Başkan sopasının altında hizmet üretiyor(muş) gibi yapmaları beklendi.

İşte tam da bu yüzden vatandaşların kendilerine emanet ettiği oyların hakkını vermek isteyen, Sayın Cumhurbaşkanımıza, Bakanlarımıza, savcılarımıza hakaret etmeyi reddeden, yönetim biçimlerini ve müteahhitlerle ilişkisini bilmedikleri, tanımadıkları belediye başkanlarına ve personellerine kefil olmak istemeyen, gece yarıları Genel Başkanın tehdit mesajlarına muhatap olmak istemeyen, ailevi değerleri önemseyen belediye başkanları daha fazla Cumhuriyet Halk Partisi’nde barınamadıkları için Ak Parti’ye geçiyorlar.

Bugünün normali CHP’den Ak Parti’ye geçmek

Bundan on sene önce sosyal demokrat bir partiden muhafazakar bir partiye -seçim kazanmak için değil- “kazanılmış seçimden sonra usulü ile halka hizmet edebilmek için” geçmek şaşılacak şey olurdu. Oysa bugünün normali bu.

Eğer CHP yolsuzluk operasyonları ile ismi anılan herkes için disiplin mekanizmasını işletebilseydi partinin kurumsal kimliğini korurdu ve bu geçişler bu kadar “normal” karşılanmazdı. Ancak soruşturmalarda ismi geçen belediye başkanlarıyla hesaplaşamıyorlar, hesaplaşamazlar. Zaten şu anda partinin ele geçirilme sürecini eleştirenleri, yolsuzlukları savunmayı reddedenleri ihraç etmekle meşguller. Zaten işlerini garantiye almak için partinin disiplin kurulunun başına İmamoğlu’nun “dokunulmazlığı için kullandığı” iddiası İBB davasındaki itiraflara konu olan avukat milletvekilini getirmiş durumdalar. Lokantanın kasasında enişte duruyor yani.

Oysa sokağın gerçekliği, CHP yönetiminin çizmeye çalıştığı imal edilmiş algılardan çok daha farklı. CHP’den Ak Parti’ye geçen belediye başkanlarına sokak “bu yaşananlara dayanamayan, yolsuzlukları savunmak istemeyen itibarlı bir insanlar” gözüyle bakıyor. CHP yönetimi ise sokağın gerçeğini parçalayabilmek için en yüksek tonda bağırıyor ve “Hayır hayır, hırsız oldukları için geçtiler” diyor.

CHP yönetimi belediye başkanlarını neden parti değiştirmeden ihbar etmemiş?

Akıl alır gibi değil. CHP yönetimi aynı tavrı itirafçı olan belediye başkanları için de gösteriyor. Mesela tutuklu bir belediye başkanını aylarca savunuyor, pür-ü paktır, pırlanta gibidir diyor ve namuslarına şereflerine kadar kefil oluyorlar, sonra bir bakıyorsunuz belediye başkanı itirafçı olup nasıl yolsuzluk yaptığını anlatmış, CHP yönetimi çıkıp aynı perdeden bağırıyor, “Ahlaksız, haysiyetsiz, iftiracı namussuz! Zaten biliyorduk senin hırsız olduğunu” diyor. 

Madem CHP’den AK Parti’ye geçen belediye başkanlarına “hırsızlığınız ortaya çıkmasın diye geçtiniz, biliyoruz” diyorsunuz, madem itirafçı olan belediye başkanları için “zaten hırsız olduğunu biliyorduk” diyorsunuz, o halde bu kişiler henüz parti değiştirmediğinde neden savcılıklara suç duyurusunda bulunmadınız ya da tutuklananlara namusunuzla haysiyetinizle kefil olup savundunuz?

Müthiş bir ahlak ve etik dilemmasının içinde savrulan CHP yönetimi, bu esrik ruh halini yerel siyasetten genel siyasete de aksettirdiği için belediye başkanları gibi milletvekilleri de Ak Parti’ye geçecektir.

CHP yönetimi MİT’in ilişkilerini ortaya çıkardığı casusluk sanığını dahi savunuyor

Bugün aklıselim düşünen CHP tabanı, CHP’yi ele geçiren kliğin kendilerine vadettiği siyasi zeminin yolsuzlukları ve casusluk operasyonlarını savunmak demek olduğunu biliyor. MİT’in yabancı istihbarat servisleriyle ilişkilerini deşifre ettiği adamı savunmak CHP yönetimine düşmüş! Partiyi getirdikleri nokta inanılır gibi değil. Bu bile CHP’nin kimler tarafından ele geçirildiğinin ispatı niteliğinde zaten.

Oysa Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan CHP tabanının yaşadığı haksızlığı yıllardır görüyor ve her konuşmasına “CHP’li kardeşlerimiz için üzülüyorum” diyerek başlıyor. CHP’nin tabanı dönüp baktığı zaman Türk milleti diyemeyen CHP yönetimi karşısında “Türk’ün kızıl elması” diyen, Malazgirt 2071 hedefini koyan Cumhurbaşkanımızı görüyor. 

Türkiye’de terörü bitiren Sayın Erdoğan’ın, bölgede de terörsüz Türkiye hedefini koyduğunu, bunu da İbrahim Kalın gibi kıymetli isimlerle gerçekleştirdiğini görüyor. Suriye’de Türkiye’nin uydusu bir devlet kurulduğunu, sınırımızda milyonlarca insanın Türkçe konuşmayı bildiğini, bunu da Cumhurbaşkanımızın vizyonunun başarısı olduğunu biliyor. Ve bir Türk olarak bu başarıyla gurur duyuyor.

Halk Tv gibi imal edilmiş yapılarda “Erdoğan nefreti” üzerinden algılarını kör etmek, tüm düşünce sistemlerini yok etmek istedikleri CHP tabanı Adalet Bakanımız Sayın Akın Gürlek’in kararlılıkla arkasında durduğu yolsuzluk operasyonların ardından uzun zaman sonra ilk kez sağlıklı düşünebiliyorlar.

CHP tabanı ideolojisine ve inancına Ak Parti’de saygı duyulduğunu görüyor. Hatlar artık eskisi kadar keskin değil. O imal edilmiş tv kanallarında yayımlanan sahte anketlere de itibar etmiyorlar. Birinci partinin Ak Parti olduğu gün gibi ortada.

Ak Parti stadyumda gençlik kurultayı yaparken CHP yönetimi “kayyım geliyor” yalanıyla topladığı büyük kurultayına korkusundan kendi üyesini bile kabul etmiyor. CHP tabanı görmüyor mu sanıyorlar bunları?

CHP tabanı Erdoğan’ın 1993’te işaret ettiği “Sahte Atatürkçülerin” farkında

Suç örgütü lideri olmaktan yargılanan İBB Eski Başkanı İmamoğlu, yargılandığı duruşmalardan birinde “Bana bakan Mustafa Kemal’i görür” demişti. Tedavi edilmesi gereken bir narsisistik duruş sergilediğini düşündüğüm için bunu siyasi değil psikolojik bir söylem olarak ele alınması gerektiğini düşünüyorum.

Ama CHP yönetimi Atatürk adını, Özgür Özel’in SODEV konuşmasında söylediği gibi, yalnızca alkış alabilmek ve yolsuzluk operasyonlarına yönelik arzu ettikleri algı yönetimi ile setre çekebilmek maksadıyla anıyor.

Bu durum da bizleri 1993 yılında Sayın Erdoğan’ın tv kanalında yaptığı konuşmaya götürüyor. Erdoğan, kendini Atatürkçü olarak tanımlayan yöneticilere yönelik eleştirilerde bulunuyor ve bu yöneticilerin Atatürk’ün izinden gittiğine neden inanmadığını şu örneklerle anlatıyor:

– Atatürk’ün tam bağımsızlık ilkesinin aksine bu yöneticiler ülkeyi Batı ve Amerika’ya köle etti.

– Atatürk’ün mandacılık karşıtı politikalarına rağmen bu yöneticiler manda peşinde koştu.

– Atatürk milli harp sanayiinin kurulmasını istediği halde bu yöneticiler kurmadı.

– Atatürk Mason localarını kapattığı halde bu yöneticiler Masonlara görülmemiş haklar ihsan etti.

İşin ilginç tarafı ise bu konuşmadan otuz üç yıl sonra bugün Türkiye ilk kez tam bağımsızlık yolunda oldukça önemli bir noktada bulunuyor, milli savunma sanayiinde Cumhuriyet tarihinin doruklarındayız ve devlet Mason localarına geçtiğimiz ay kayyım atadı.

Ve tüm bu gelişmeler Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde gerçekleşti.

Bugün de “Atatürkçü geçinenler”in bu icraatlerin tam karşısında olması şaşırtıcı mıdır?

Bence değildir. Atatürk’ü vizyonsuzluklarına, liyakatsızlıklarına, bağımlılıklarına ve yolsuzluklarına kalkan yapmaya niyetlenenleri Türk milleti her dönem gördü, görmeye de devam etmektedir.

CHP yönetimi marjinalleştikçe CHP tabanı devletiyle barışmış ve Cumhurbaşkanımızın yaptığı hizmetlerin ne kadar kıymetli olduğunu idrak etmiştir.

Bu saatten sonra yerli ve milli bir Cumhuriyet Halk Partisi’nin özüne dönerek klikten kurtulması durumunda, parti tabanı Sayın Cumhurbaşkanımız ile aynı vizyonda yürüyecek politikalara eşlik etmeye hazır olacaktır.

Pisliği ise yalnızca butlan temizleyecektir.

16 Mayıs 2026, ecesevim.com


Yazıyı paylaş
3 thoughts on “CHP yönetimi marjinalleştikçe CHP tabanı Erdoğan’la barıştı”
  1. Ece hanım CHP kanalları ne zaman gerçekleri anlatacak. Kör ,sağır, diksiz davranmaları onları izleyen seyirci nasıl anlayacak . Önemli olan bu vatana ihanet edenler, milletin parasını cukka yapanlar ortaya çıksın. Şu anda tart göremiyoruz nerelerdesiniz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir