Haziran 6, 2026
Cumhuriyet Halk Partisi

Simitçi dövdürmeyi güç zanneden CHP’li Belediye Başkanı

Yazıyı paylaş

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü Buca Belediyesi yolsuzluk soruşturmasında Buca Belediye Başkanı Görkem Duman ve önceki dönem CHP Buca İlçe Başkanı Çağdaş Kaya’nın da içlerinde olduğu 42 şüphe tutuklanırken, 12 şüpheli adli kontrolle serbest bırakıldı.

Soruşturmadan yansıyan ilk detaylara göre Buca’da da bizleri yolsuzlukla birlikte örgüt davası bekliyor gibi görünüyor. İddialar arasında ise müteahhitlerden rüşvet alınması, imar yolsuzluklarının yapılması, Belediye iştiraklerinin kredi kartı ve hesaplarının kişisel harcamalarda kullanılması, ⁠⁠Belediye yöneticileri tarafından gerçekleştirildiği iddia olunan yolsuzluklar hakkında sosyal medya paylaşımı yapan partili şahısların örgüt üyelerince darp edildiği, bankamatik memurlarına -yani işe gelmeden maaş alan şahıslara- ödemelerin yapıldığı ve gelirleri ile orantısız şekilde mal varlıklarında artış olan belediye memurlarının olduğuna yönelik tespitler yer alıyor.

Zaten İmamoğlu/Özel ikilisinin adaylarını belirlediği belediyelerdeki yolsuzluk operasyonları birbirine çok benziyor. Sanki “öğretilmiş” bir SİSTEM’in uygulayıcıları gibi, her soruşturmada rüşvet veren müteahhitler, işleri rüşvetle hızlandıran ya da rüşvet vermezse yavaşlatan belediye yöneticileri, eşten dosttan siyasi güç elde etmek maksadıyla devrişilmiş belediye çalışanları ya da bankamatik memurları ve en nihayetinde bir türlü hizmet yüzü göremeyen vatandaşlardan oluşan bir tablo sürekli olarak karşımıza çıkıyor.

Henüz Buca soruşturmasından ifadeler basına yansımış değil, ancak ben Buca’nın dijital inceleme raporuna ulaştım ve soruşturmanın detaylarına dair ipuçları topladım. 

Şüphelilerin telefon ve bilgisayarlarında aranan bazı anahtar kelimeler neticesinde suç unsuru olabileceğine ilişkin ortaya konulan yazışmaların izini sürdüğünüzde yaklaşan olan davayla ilgili bilgi sahibi olmuş oluyorsunuz.

Öncelikle şüpheli belediye personellerinin bazıları müteahhitlerin belediyedeki işlerini hızlandırmak maksadıyla iş takipçiliklerini yapar hâle gelmişler. Bu işleri halledebilmeleri için örneğin bir müteahhit sürekli belediye personeline 3-5 bin TL para gönderiyor, “bir ihtiyacın varsa söyle, çekinme” diyor, o da bunun karşılığında müteahhitin bekleyen dosyalarını bir daireden diğer daireye hızlıca geçiriyor. 

Bu elbette görülmemiş, duyulmamış iş değil ancak benim dikkatimi çeken bu personelin ve diğer bazı personellerin sürekli yazışmalarında zor durumda olduklarını, maaşlarının ödenmediğini söylemeleri.

Muhakkak ki insanı yanlışa sürükleyen sebeplerin başında çoğu zaman dış etkenler en büyük tetikleyiciler olarak gelir. Yani bu personellerin yazışmalarını okuyunca anlıyorum ki, belediyeyi layıkıyla yönetemeyen ve yönetmeyi de umursamayan bir başkan varmış Buca’da. 

Evvelce yaptığı tatilin gündem olmasının sebebinin de bu yönetim sorunu olduğunu söylemek gerek. İşçiler maaşlarını alamıyorken lüks tatil yapmak toplumun vicdanını kanatır, hak duygusunu örseler. “Komşusu açken tok yatmamak”, bu toplumun kültüründe, töresinde vardır. 

Bir siyasetçi sanki bu toplumun parçası değilmiş gibi davranmaya başladığında, koşaradım uçuruma doğru ilerliyor demektir. Ne yazık ki güç, şöhret ve biraz da kibir sosu yürünen yolun uçurum değil de düzlük gibi görünmesine neden olabiliyor. Buca’da biraz da böyle bir meseleyle karşı karşıyayız.

Soruşturma derinleştikçe yolsuzluk iddialarına dair detayları ve dava sürecinde de savunmaları dosyadan aktarırız inşallah. Ben bu yazımda dijital inceleme raporunda eski CHP ilçe başkanı Çağdaş Kaya ile Buca Belediye Başkanı Görkem Duman’ın yazışmalarına odaklanıp yazının başında anlatmaya çalıştığım “toplumdan kopan siyasetçi” kavramının kibirle birlikte ne kadar kötücül bir hâl alabildiğini göstermek istiyorum.

CHP Buca İlçe Başkanı Çağdaş Kaya ve Buca Belediye Başkanı Görkem Duman
Belediyeyi eleştiren simitçiye belediyede dayak

10 Ocak 2026 tarihinde, İZBAN durağında simitçilik yapan ve  30 yıldır CHP üyesi olan İsmail Gilgil, belediyede çalışan eşinin maaşlarını uzun zamandır alamaması nedeniyle yaşadıkları geçim sıkıntısından dolayı sitem ediyor, belediyenin dağıttığı çorba aracının önünde bir konuşma yapıyor ve bu konuşma kayda alınarak sosyal medyada paylaşılıyor. 

CHP’li Gilgil konuşmasında belediyenin aksattığı çöp toplama gibi temel hizmetler konusunda eleştiriler sıralıyor ve “Önce temel sorunlar çözülmeli, Sadece burada göstermelik çorba dağıtmak ile belediyecilik olmuyor” diyor.

13 Ocak 2026’da Buca Belediye Başkanı Görkem Duman’ın asistanı olduğunu söyleyen Tolga isimli şahıs CHP’li Gilgil’i arıyor ve Başkan Duman’ın kendisiyle görüşmek istediğini ama o an toplantıda olduğunu söylüyor, telefonu kapatıyor. 

14 Ocak 2026’da ise sağlık sorunları olan anne babasına ve ailesine elindeki tek geçim kaynağı olan simit tezgâhı ile bakan ve küçük bir bebeği olan CHP’li Gilgil’e Buca Belediyesi’nin zabıtaları gönderiliyor ve “Başkan’ın talimatı var, Cuma gününe kadar bu tezgâhı buradan kaldırmazsan vinçle söküp atacağız” deniliyor. 

Gilgil ise geçimini sağladığı simit tezgâhının işgaliyesini 20 yıldır ödediğini ve kendisini açlığa mahkum eden bu davranışı kabul etmediğini söylüyor. Aynı zamanda CHP delegesi olan Gilgil bu yaşanan süreçlerde partisinden istifa ediyor ve yerel basına başına gelenlerle ilgili açıklama yapıyor.

Simitçi İsmail Gilgil

Çorba arabasının önünde çekilen videosu sosyal medyada yayılmaya ve yerel basında CHP’li simitçinin ekmek teknesinin belediye tarafından sökülüp atılmak istendiği anlatılmaya başlanınca Buca’da belediye ve parti yönetimi bu durumdan rahatsız oluyor ve olaylar büyüyerek skandala dönüşüyor.

14 Ocak 2026’da Gilgil, Buca Belediyesi’ne gidiyor. Belediye Başkanının kendisi ile görüşmek istediğini söylüyor. “Molotof” lakaplı Serdar Gökhan (CHP Buca Belediye Başkanı Görkem Duman’ın yakın ekibinden BUCAMAR çalışanı Serhat Gökhan K.) isimli şahıs tarafından “Belediyenin ekmeğini yiyip de utanmadan video mu çektin” diye bağırarak yumruklu saldırıya uğruyor.

Simitçi gözündeki gözlük sebebiyle ayrıca yaralanıyor ve küfürler eşliğinde belediyeden silahlı güvenlik tarafından atıldıktan sonra darp raporu alıyor.

Ardından hem Serdar Gökhan’dan hem de Çağdaş Kaya’dan şikayetçi oluyor. CHP Buca İlçe Başkanı Çağdaş Kaya’nın kendisini telefonla aradığını ve kendisini ölümle tehdit ettiğini, eşini belediyede maaş dahi alamadığı işinden atmakla tehdit ettiğini söylüyor. Bu sırada video ve haberler tüm internet sitelerinden “sildirilmeye” başlanıyor. 

Haberler ve videolar sildirilince Belediye Başkanı Görkem Duman’ın ismi bu skandala bulaştırılmadan meselenin üstü örtülmüş oluyor. İşte yolsuzluk soruşturmasında Çağdaş Kaya ile Görkem Duman’ın bu yazışması üstü örtülen skandalın tam da Görkem Duman’ın bilgisiyle gerçekleştirildiğini ortaya koyuyor. 

Görkem Duman: “(Simitçiye) acımak yok!”

Aşağıdaki yazışma Görkem Duman’ın telefonundan soruşturma dosyasına eklenmiş:

Muhtemelen bir gariban simitçiyi dövdürüp elinden ekmek tezgâhını almak güçlü hissettirdi onlara. Haberleri sildirdiklerinde dokunulmaz olduklarını düşündüler. Gücün sonsuza kadar kendi ellerinde kalacağına inandılar.

Belediyelerde istedikleri isimleri bankamatik memuru yaptıklarında, kurdukları düzenin hiç sarsılmayacağını sandılar. Kendilerini hukukun, hesabın ve vicdanın üzerinde bir yere koydular.

Emeğiyle geçinmeye çalışan insanlar yoksullukla mücadele ederken, lüks tatillerden verilen pozlar da aynı duygunun yansımasıydı. Toplumsal vicdanın ne düşündüğünü önemsemediler. Gücün verdiği konforun onları her türlü sorgulamadan koruyacağına inandılar.

İsmail Gilgil
Gariban bir simitçinin hakkını da koruyan var

Bu anlattığım olaydan Ocak ayında haberdar olan biri “bir simitçinin bir belediye başkanı karşısındaki gücü nedir ki?” diye düşünebilirdi. Belediye Başkanı’nın istediğini elde edebileceğini, onu kimsenin eleştiremeyeceğini, güçlü olanın güçsüz olanı ezebileceği sonucunu çıkarabilirdi.

Ama ilâhî nizâm aklın sınırlarının yetersiz kaldığı hikmetlerle doludur. Vakit gelir ve ekmek teknesi elinden alınan, siyasi nüfuzlarından aldıkları güçle ezip geçtikleri simitçinin hakkı bir bakmışsınız ki bir soruşturma dosyasında küçük bir yazışma ile hakkı gözetenler tarafından sorulur, bize de vesile olmak nasip olur. Çok şükür.

İnsan hata yapabilir, yanlışa düşebilir, ancak kötülük bilinçli bir seçimdir. İnsanın düşmanı da olabilir, savaşabilir de… Ancak kendisinden güçsüzlere karşı, hele ki kendilerine emanet olarak verilen yetkileri kullanarak zulmetmeyi, ekmekle tehdit ederek insanları “yola getireceğini” düşünerek hareket etmek… Bu mertlikten uzak olduğu gibi, ibretlik de bir durumdur.

Muhakkak bu hikayeden çıkarılacak ziyâdesiyle ibret var. Ama en çok şunu akılda tutmalı, iyi taklidi yapan kötülerle dostluk etmek, iyilik üzere yol yürüyenlerin omuzlarına yük olur. Dün bir gariban simitçiye zulmetmeyi seçen kişi, yarın işler tersine döndüğünde en yakınındakilere de kötülük yapmaktan çekinmeyecektir. 

Dün sorumluluğu altındaki işçilerin haklarını vermek için çırpınması, bir yol bulması gerekirken tatilde eğlenmeyi seçen biri, yarın yakınındaki insanların zor gününde de sorumluluk almayı reddedecek ve umursamadan hayatına devam edecektir.

Her seçim bir vazgeçiş, her musibet hayırlı tercihler için bir vesiledir. Yüce Yaradan Türk milletine emekçinin alın teri kurumadan emeğinin karşılığını veren, güçsüze güç, sessize ses olan yöneticileri seçme irâdesini bahşetmiştir.

Kimsenin ismini duymadığı simitçinin hakkını da teslim etmiştir.

Buca Belediye Başkanı Görkem Duman, Ekrem İmamoğlu, Buca İlçe Başkanı Çağdaş Kaya

Görünen o ki İmamoğlu/Özel ikilisi yerel seçimlerde birçok belediye için kendi SİSTEM’leriyle uyumlu, hırslı, her şeyi yapabilecek kişileri aday olarak belirlemişler. Bu yüzden bir belediyeye gözümüzü çevirdiğimizde havulu başkanla karşılaşırken diğer belediyeye döndüğümüzde simitçi dövdürmekle anılanları görüyoruz. 

Pisliği butlan, SİSTEM’i Türk milleti temizleyecek.

Ece Sevim, 06.06.2026, ecesevim.com


Yazıyı paylaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir