Nisan 5, 2025
Cumhuriyet Halk Partisi

Özgür Özel’in ilk demokrasi sınavı

Yazıyı paylaş

CHP olağanüstü kurultaya gidiyor. Özgür Özel’in karşısında adaylar olacak mı, parti meclisi seçimi blok mu yoksa çarşaf liste ile mi yapılacak? 6 saate kurultay sığacak mı? Teknik detayları, son kulis bilgilerini ve CHP’li delegelerin görüşlerini sizler için toparladım.

Öncelikle biraz tüzük ve yönetmelik konuşalım. Son tüzükle ilk kurultay olacak, malum. Kafalar karışık. Kimler, nasıl genel başkan adayı olabilir?

CHP’nin son tüzüğüne göre, mevcut genel başkan isteği üzerine adaydır; imza toplamaz, adına imza toplanamaz. Özgür Özel, adaylığını zaten duyurdu. Diğer genel başkan adayları için ise şöyle bir durum var. 

Genel Başkan adayı olmak için kurultay üye tamsayısının en az yüzde beşinin (%5), en çok yüzde onunun (%10) yazılı önerisi gerekir. 1323 kurultay delegesi var. Yani Genel Başkan adayı olmak isteyen bir partilinin en az 66, en fazla 132 delegenin yazılı önergesine sahip olması gerekiyor. 

Ki bu son düzenleme oldukça iyi bir değişiklik. Böylece delegenin üzerinden imza için rengini belli etme baskısı çoklu aday durumunda kalkmış oluyor. Hiçbir aday psikolojik üstünlük sağlayamıyor.

Ancak CHP’de parti içi demokrasi anlayışı sorunlu olduğu için Genel Başkan dışında birine imza vermek aslında “tasfiye” edilmeyi göze almak demek. İmzaları takip edeceğim ve imza verenlerin akibetini de ilerde sizlerle paylaşacağım. Tabii yeterli imza toplanırsa!

Tüzük “çarşaf liste esastır” diyor

Kemal Kılıçdaroğlu’nun yaptığı demokratik tüzük çalışmasında CHP’nin kurultaylarında esas seçim modeli çarşaf liste olarak belirlenmişti. Bu değişiklik 6-7-8 Eylül 2024’teki tüzük kurultayında da korundu.

Ancak Özgür Özel ve yönetiminin bu kurultayda blok liste önerisi sunacağı bir haftadır tartışılıyor. Eğer blok liste önerisi oylanır ve delege tarafından kabul edilirse, CHP çarşaf listeye göre anti-demokratik kabul edilen blok liste ile parti meclisi üyelerini seçmek durumunda kalacak.

Kulislerden aldığım duyumlara göre, kurultaydan bir gün önce yapılan il başkanları toplantısında blok liste önerisine şiddetle karşı çıkılmış. Hem Ekrem İmamoğlu’na hem de Kemal Kılıçdaroğlu’na yakın delegeler çarşaf liste istiyor.

Blok liste ile seçime gidilirse ne olacak?

Blok liste ile yapılan seçimde, yalnızca genel başkan adaylarının çıkarabileceği listeler ile yarış gerçekleşiyor. Genel başkan adayı olamayanlar liste çıkaramıyor. Ancak, partililer isterlerse bağımsız aday olabilirler.

Fakat bir listede yer alan PM üyesi adayı, başka hiçbir listede yer alamıyor. Bu oldukça önemli. Yine de bir genel başkan adayının listesine oy kullanan bir delege, o listede yer alan ve desteklemediği birilerinin ismini çizerek, diğer listelerde yer alan ya da bağımsız aday olan bir üyenin ismini listesine yazabilir.

Eğer tek adaylı bir kurultayda blok liste ile parti meclisi belirlenecekse, bağımsız adayların işi hayli zor. Çünkü öyle bir durumda muhtemelen genel başkan adayının blok listesi kendi oy sayısına yakın oy alıyor. 

Orada hangi isimlerin çizileceği ve yerine hangi isimlerin yazılacağı büyük bir organizasyon gerektiriyor. Bu da genel başkanın desteklediği isimler haricinde partide farklı isimlerin adil bir şekilde yarışabilme ihtimalinin önüne geçiyor.

Tüzük kurultayındaki anti-demokratik değişiklik

06.09.2024 tarihli olağanüstü kurultayda, parti meclisinde yarışmayı oldukça güçleştiren bir madde daha tüzüğe eklendi. Tüzüğün 51. maddesinin 9. fıkrasında yer aldığı üzere, artık seçimlerde kurultay üye tamsayısının dörtte birinden (1/4) az oy alanlar, kota kapsamındakiler dahil, asıl ve yedek üyeliğe seçilmiş sayılmayacaklar.

Yani mevcut delege yapısı hesaba katıldığında, bu kurultayda yarışan parti meclis üyesi adayları eğer 330’dan az oy alırlarsa seçilemeyecekler.

Eskiden bu rakam (1/5) idi. Bu da parti içi demokrasi açısından, CHP’yi oldukça gerilere götüren bir uygulama oldu.

Ne kadar liste, o kadar demokrasi!

Eğer Özgür Özel ekibi, blok listede ısrar edeceklerse, pek çok genel başkan adayı çıkması hâlinde listesi delinebilecek. Tek adayın blok listesini delmek oldukça zor. 

Ancak üç genel başkanın aday olduğu bir yarışta, üç liste var olacak demektir. Ümit Uysal ve Berhan Şimşek aday olacağını açıkladı. Eğer yeterli imzayı toplayabilirlerse, her listede farklı isimler olacak, bağımsızların da şansı artacak.

Şimdiden bazı listeler duyurulmaya başlandı. “Denge ve Dayanışma Listesi” çıkaracağını düşünen kimi CHP’liler, listelerine delegelerden destek isterken “tek adamın kaprisleriyle yönetim” vurgusu yaptı. Bu listeyi duyuranlar arasında Kemal Bey’in avukatı Celal Çelik, Özgür Özel’in kurultay konuşmasında karşısına alarak ismini verdiği Oğuz Kaan Salıcı, Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç, Kahramanmaraş İl Başkanı Esat Şengül ve partinin 29 yıl politikalarının meydanlardaki ve salonlardaki sesi olan emekçisi Barış Bozkurt gibi isimler yer aldı.

​​Ancak hala yeterli imza bulup adaylaşacak bir aday olacak mı, göreceğiz.

PM üyelerini 6 saatte seçmek zor

Bir de zaman problemi var ne yazık ki. PM seçiminin belirlenen 6 saat içerisinde tamamlanması neredeyse imkânsız. Hem genel başkan adaylarının konuşmaları hem parti yönetim organlarının seçimi… Bloksa da zor, çarşafsa da zor…

Eğer salon müsaitse ve kurultayı sabaha kadar uzatabilirlerse belki seçim sabaha karşı tamamlanabillir. Ancak değilse, muhtemelen kurultay yönetmeliğinin 13. Maddesinin 7. fıkrasında belirtildiği üzere başkanlık kurulu, kurultayın devamına karar vererek, hangi tarihte ve nerede devam edeceğini de tespit ve ilan etmek suretiyle kurultaya ara verebilir.

Peki, kurultayda birden fazla listenin yarışması hâlinde, PM üye sayısı olan 60 kişi, üye tam sayısının (1/4)’ü rakamına ulaşamazsa ne olur? Öyle bir durumda, Altan Öymen’in seçildiği 22 Mayıs 1999 kurultayındaki gibi, PM üye seçimleri bir ay sonraya ertelenebilir.

Baskın kurultay imajı çizen bu kurultayı alelacele toplayıp, küçücük bir salonda, seyircisiz, adayların bile yarışamayacağı koşullarda planlamak ve CHP teamüllerine aykırı şekilde bir güne ve 6 saate sığdırmak büyük talihsizlik.

Madem ki bu kurultay kayyıma karşı toplandı, bu olası ara zarfında CHP’ye kayyım atanırsa ne olacak? Gerçi seçim yapılsa da kayyım ihtimali hâlâ devam ediyor ya. Olağanüstü kurultayın toplanması mahkeme sürecini etkileyen bir durum değil ki!

Delegeler arasında “şaibe rüzgârı”

Kurultaylar partisi olarak bilinen CHP’de hiç olmadığı kadar sisli bir atmosfer hakim. İstanbul İl Başkanlığı seçimlerinde ve 38.Kurultayda “para ve / veya menfaat karşılığı” oy kullanıldığı iddiası ve devam eden soruşturmalar her analizin sadece bir kaç saat geçerli kalmasına ve yeni bir değişkenin öğrenilmesiyle beraber bambaşka bir noktaya ulaşılmasına sebep oluyor.

AKP’nin CHP’yi her türlü konuda köşeye sıkıştırmasına rağmen bugüne kadar, partide konuşulmayan “CHP’ye kayyım atanması riski” ilk kez “Özgür Özel” döneminde gündeme geldi. 

Partinin eski üyeleri ve delegeleri, bu durumun asıl sebebi olarak Özgür Özel ve ekibini işaret ediyorlar. Eski bir CHP’liyle yaptığım bir görüşmede bana şunu söyledi: “CHP’ye kayyım iddiaları daha önce yoktu ama Özgür Özel’in genel başkanlığında artık her gün yeni riskler var! AKP dün de baskıcıydı ama kayyıma ya da İBB Başkanını hapse atmaya cesaret edememişti. Bugün tüm bunlara cesaret edebilmesinin bir sebebi de mevcut yönetim değil mi?”

Gerçekten bu düşünce delegeler arasında yaygın. Pek çok eski delege kongrelerin ve kurultayların bu kadar tartışmalı hale gelmesinden mevcut yönetimi sorumlu tutuyor. 

Görüştüğüm delegelerin birçoğu, Özgür Özel’in çarşaf listeyi değil de blok listeyi bu nedenle olağanüstü kurultayın gündemine getirmek istediğini düşünüyor.

Bir başka delege eskiden değişimci olduğunu belirterek, Özgür Özel’in geldiği kurultayda yaptığı konuşmayı hatırlattı bana. Delegenin sözlerini olduğu gibi aktarıyorum:

“Ece Hanım, Özgür Özel’in kurultay konuşmasını hatırlıyor musunuz? Ben hatırlatayım. Özgür Özel dedi ki: “Biz örgütün iradesini ön plana alan bir ön seçimi mutlaka yapacağız. Öyle bir tüzük yapacağız ki hem merkez yoklamasının avantajını taşıyacak hem de karar delegede, üyede olacak.”

Ön seçim yaptı mı? Yok. İlçeler, iller istemiyor dedi. Suçu örgüte attı. Demokratik tüzük yapacağız dedi, yaptı mı? PM’yi bu tüzükle çıkarabilirsek helal olsun bize!

Sonra ne dedi? “Seçmenin ve üyenin gündemini delegelere, delegelerin eğilimini Parti Meclisi’ne, Parti Meclisi’nin kararlarını MYK’ya taşıyan yeni bir katılım mekanizmasından bahsedeceğim” dedi. Tüzüğe göre olağanüstü kurultay için Parti Meclisi’nin çağırma yetkisi vardı. Neden PM’ye danışmadan çağırdı kurultaya? CHP PM’nin partinin namusunu korumaya vakti yoksa ne diye oturuyor o koltuklarda?

Devam ediyorum, başka ne dedi Özgür Özel? “Benim listelerimde PM’de bir tane geçmiş dönemde olan arkadaş olmayacak, gençler olacak, örgüt olacak.” Yarın hep birlikte göreceğiz bakalım listede eski var mı yok mu. Yarın biz parti için demokrasi için o salonda olacağız.”

Özgür Özel’in listesi hedefte

Delegeler üzgün ve kızgın. Tabii bir de Özgür Özel’in çok kısa sürede yaşadığı büyük değişim var! Daha birkaç vakit önce Özel’in “Kimse benden Kurultay dilenmesin!” diyerek, kurultay taleplerini küçümser bir dil kullandığını düşünüyor ve onu hatırlatıyorlar. 

Değişim ekibi içerisinden de Özel’e tepkiler var. Kendini “tek adam” olarak konumlandırdığını düşünüyor eski yol arkadaşları. Başka bir Genel Başkan adayı çıkmasa da tüm güçleriyle PM seçimlerine örgütlü bir şekilde odaklanmak ve listeyi demek istiyorlar. Bir başka amaç da Özel’in listesinde yer alacak bazı isimlerin isminin çizilmesi olacak. 

Özellikle son dönemde Kemal Bey’e yönelik aşağılayıcı ifadelerin normalleştirildiği bir dönemde Kemal Bey’e yakın pek çok delege oylarını Özel’in listesini delik deşik etmek için kullanacak. Çizilecek isimler de “hakareti en önde yapanlar” olarak seçilmiş bile.

Özgür Özel: Sokağa göre eski, partiye göre yeni CHP’li

Özgür Özel’in bu noktada uykularını kaçıran bir başka konu da sokakta gösteri yapan gruplara göre eski CHP’li olması ama kurultay delegelerine göre “yeni CHP’li” olarak görülmesi. 

Gerçekten de kuşaklar boyu parti bayrağını Anadolu’nun dört bir yanında dalgalandırmış ailelere mensup kurultay delegeleri, Özgür Özel’in her sözünü emir olarak görme eğiliminde değiller. Onlar CHP’nin yarınlarından endişeliler. Özel’in sokak çağrısını devrimci bir hamle olarak gören de var, CHP’nin radikalleşmesi tehlikesine vurgu yapan da var.

Özel’in son bir ayki siyasi duruşunun, CHP’de önemli bir kesim tarafından “CHP Genel Başkanı’nın devlet adamlığı iddiasından vazgeçmesi” olarak yorumlandığını kendi de fark ediyor olmalı. Belki de kurultay acelesinin bir sebebi de budur

Değişim ekibi ne yazık ki bir saygınlık problemi yaşıyor

CHP’nin bu çalkantılı döneminde “ağır toplar” olarak nitelendirilen tecrübeli ve toplumda karşılığı olan siyasetçinin eksikliği de başka sorun. 

Büyük değişim iddialarıyla koltuğa oturan Özgür Özel’in etrafına topladığı insanların taban üzerinde hiç bir etkisinin olmaması çok ilginç. Yeni yüzler, yeni fikirler ortada yok. Ben bile MYK üyelerinin isimlerini bilmiyorum. Oysa yaşım gereği hem merhum Deniz Bey’in son dönem MYK’sını hem de Kemal Bey’in A takımlarını tek oturuşta sayabilirim. Bu ekip ne yazık ki yıldızlar ekibi değil. 

AKP’ye yapılan “tek adam partisi” suçlamaları da bu anlamda boşa düşüyor çünkü CHP’de ağırlığı olan kaç siyasetçi var bilinmiyor! Bu konuda görüştüğüm bir partili, “Özgür Özel’in etrafında tabanın saygısını kazanmış kimse yok. Bu yüzden her fırsatta 92 yaşındaki Altan Öymen’i ve 87 yaşındaki Hikmet Çetin’i yanına çağırıyor! Eski Genel Başkanlar üzerinden kendisine bir meşru alan inşa etmeye çalışıyor ama yetmiyor!” dedi. İlginç bir bakış açısı.

CHP tabanı hiçbir zaman “dengesiz, öngörülemeyecek bir tutarsızlıkta ve günübirlik” siyasi söylemleri CHP’ye yakıştırmadı. Bugün de durum bu belli ki. Gerçekten durum ilginç. Belki de partide uzun zamandır ilk defa, bir Genel Başkanın bu kadar hızlı bir şekilde “tartışılmaya” başlandığı bir süreç yaşıyoruz. 

Partililerin ve basının alınmadığı kurultaya katılmayacağım

CHP’nin bu şartlarda “oyun kurucu” olması şimdilik imkansız gibi! Zira en büyük sorun içerde! Taban mutsuz, sıradan CHP’liler alabildiğine fakir! İşsizlik karşısında ezilmişler. Babadan dededen kalan neleri varsa satmışlar ve ellerinde başka bir şey kalmamış. Bu yüzden ekonomik krizlere karşı en yüksek feryat CHP tabanından yükseliyor çünkü aşırı derecede kırılganlar!

İstanbul’un ve Ankara’nın CHP’li siyasetçileri bunları anlamak istemese de CHP, Anadolu’da gerçekten zor durumda. Fakirlikten hareket edecek halleri kalmamış. Partiyi her sabah açan, silip süpüren, boya badanasını yapan, sobasını yakan emekçileri kurultay salonunda en baş köşede ağırlanması gerekirken, şaibe iddiasıyla mahkemelik olarak seçilmiş bir Genel Merkez, onları salona almıyor. 

Yıllarca partinin sesini duyurmasındaki en önemli organ olan medya mensuplarını salona almıyor. Kim bilir kaç kurultayı tribünlerden, basın bölümünden takip ettim. Sayısız röportaj yaptım, anlık kulis bilgilerini sizlere aktardım.

Bugünse… CHP’lilerle konuşamayacağım ve kurultayı izleyemeyeceğim bir salonda olmayı reddettiğim için Ankara ziyaretimi iptal ettim. Gitmeyeceğim.

20 yıldır, 30 yıldır aralıksız CHP’de mücadele eden insanların feryatlarını belki Genel Merkezler duymaz ama ben her gün onları dinliyorum. Neler söylediklerine, nasıl devasa bir tepki duyduklarına inanamazsınız! Kuşaklar boyu CHP’li aileler çözülüyor! 

Ve sanırım Özgür Özel ve ekibini bekleyen en büyük sorun bu!

Mesele de zaten bu: Feryatları duymak ya da duymamak!

Özgür Özel’in genel başkan olarak katılacağı bu ilk kurultay, bundan sonraki süreç için de karine oluşturacak.

Özel, gerçekten partiyi “değiştirmek, demokratikleştirmek” mi istiyor yoksa sadece koltuğunu sağlamlaştırmak mı istiyor, hep beraber yarın göreceğiz.


Ece Sevim, 05.04.2025, ecesevim.com

Yazıyı paylaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir