Aynı hafta… Dört şehir… Tek mesaj:
Türkiye başkentinde NATO’yu ağırlamaya hazırlanırken Osmanlı mirası şehirlerde tarihî hafızasını diplomasiyle yaşatmayı sürdürüyor.
Bu hafta Türkiye diplomasi, güvenlik ve devlet aklıyla aynı anda birden fazla cephede sahadaydı.
İlk durak Emevi Camii
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Suriye’nin başkenti Şam’da Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile bir araya geldi. Temasları kapsamında Emevi Camii’ni ziyaret eden Çiftçi, ikindi namazını kıldı, Kur’an-ı Kerim tilavetinde bulundu ve Şam’da bulunan Türk pilotlarının kabirlerinde de Fatiha okudu.

Kudüs’ü Haçlılardan kurtaran komutan Selahaddin Eyyubi’nin kabri olması nedeniyle İslam tarihinin en önemli sembol mekânlarından biri olan Selahaddin Eyyubi Türbesi’ni de ziyaret eden Çiftçi’nin okuduğu Kur’an tilavetini paylaşan bir sosyal medya kullanıcısı, “Allah Mustafa Çiftçi’ye özgür Kudüs’te Kur’an okumayı nasip etsin.” ifadelerini kullandı. Bakan Çiftçi ise bu paylaşıma üç kez “Âmin… Amin… Amin…” diyerek karşılık verdi.
Bu paylaşım, akıllara Bakan Çiftçi’nin geçtiğimiz ay yaptığı konuşmayı getirdi. Çiftçi, kızıl elmayı işaret ederek, muhakkak Kudüs’ün özgürlüğünü göreceğimize inandığını söylemiş, en büyük duasının ise bir günlüğüne bile olsa Kudüs Valisi olarak görev yapmak olduğunu ifade etmişti.
Bu bölgelerle aramızda uzun yıllar boyunca yabancılaşma hâkim olsa da, Kudüs yaklaşık dört asır boyunca Osmanlı Devleti’nin egemenliği altındaydı. Kudüs’ün yanı sıra bugün milyonlarca insanın Türkçe konuştuğu Kerkük, Musul, Bağdat, Basra, Şam, Halep, Humus, Hama, Trablus, Sayda, Beyrut, Akka ve Gazze de uzun yıllar Osmanlı idaresindeydi. Bugün bu bağları yeniden kuran ve bu rabıtaya kalben sahip çıkan Türk devlet yetkililerinin yönetiminde bir Türkiye gerçeği tüm bölgenin yaralarını sarmaya aday.
Bakan’ın namazını Emevi Camii’nde kılmasının bir diğer anlamı da son yıllardaki gelişmelerde saklı. Osmanlı döneminde Türkler yaklaşık dört asır boyunca bu mabette serbestçe ibadet ediyordu. Ancak Şam’ın Osmanlı idaresinden çıkmasının ardından bu tarihî bağ zayıfladı.

Özellikle Suriye’de 2011’de başlayan iç savaşla birlikte Emevi Camii’ni ziyaret etmek ve burada ibadet etmek uzun yıllar boyunca fiilen mümkün olmadı. Bu nedenle bugün Türk devlet yetkililerinin Emevi Camii’nde namaz kılmasını, hem dinî hem tarihî hafızaya ve yeniden kurulan diplomatik ilişkilere işaret eden güçlü bir sembol olarak ele almak gerekiyor.
İkinci durak: Türk Devlet aklının “unutmadığı” Kerkük
Bu bağlamda Emevi Camiinde namaz kılan ilk Türk, görevi gereği herkesten önce bölgede olan Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı İbrahim Kalın’dı. Sayın Kalın’ın bu haftaki temaslarının odağında ise Irak vardı. Tarihi Kerkük Kalesinde incelemelerde bulunan Kalın, Türk Şehitliğini ziyaret ederek şehitler için dua etti.
Kalın, Kerkük ziyaretinin hemen öncesinde ise Bağdat’ta Irak’ın üst düzey devlet yetkilileriyle bir dizi kritik görüşme gerçekleştirmişti.

MİT Başkanını Uluslararası Kerkük Havalimanı’nda Kerkük Valisi ve Irak Türkmen Cephesi Başkanı Muhammed Seman Ağa karşıladı. İbrahim Kalın Beyefendi Kerkük ziyaretinin bir gün öncesindeki Bağdat temaslarında ise Irak Cumhurbaşkanı Nizar Amedi, Meclis Başkanı Heybet Halbusi, Yüksek Yargı Konseyi Başkanı Faik Zeydan, Ulusal Güvenlik Danışmanı Basim el-Bedri, Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin, Ulusal Hikmet Akımı lideri Ammar el-Hekim, Siyade Koalisyonu lideri Hamis Hançer ve Takaddüm Partisi Başkanı Muhammed Halbusi ile bir araya gelmişti.
Osmanlı döneminde Kerkük, Musul Vilayeti’nin stratejik şehirlerinden biri olarak uzun yıllar Türk idaresinde kaldı. Asırlardan beri Irak Türklerinin bu coğrafyada şekillenmiş Türk kültürünün merkezi olan bu kadim şehirdeki Kerkük Kalesi’nin içinde Türk tarihi eserlerden biri olan Gök Kümbet 700 senedir ayakta Türklerin izini yaşatıyor.

Kerkük Kalesi dediğimiz zaman da Türk tarihi açısından oldukça önemli bir tarihi yapıdan söz ediyoruz. Yaklaşık bin yıldır Türk varlığının izlerini taşıyan kale, Selçuklulardan Osmanlılara uzanan süreçte bölgenin en önemli idarî ve askerî merkezlerinden biri oldu.
Bu nedenle Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı İbrahim Kalın Beyefendi’nin Kerkük Kalesi’nin huzurunda bulunmasını, tarihî hafızaya yönelik bir diğer sembolik önemdeki unsur olarak ele almamız gerekir.
Kalın’ın ziyaret ettiği Türk Şehitliği de kezâ benzer bir anlam taşıyor. Burada, Irak cephesinde görev yaparken şehit düşen Osmanlı askerleri ile farklı dönemlerde hayatını kaybeden Türk görevlilerin kabirleri bulunuyor. Şehitlik için Türkiye’nin Kerkük ile tarihî bağlarının en somut rabıtalarından biri diyebiliriz.
Üçüncü durak: Kardeş ülke Azerbaycan

Diplomasi trafiğinin bir diğer durağı ise Azerbaycan oldu. Adalet Bakanı Akın Gürlek, ilk resmî yurtdışı ziyaretini Bakü’ye gerçekleştirdi. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev tarafından kabul edilen Gürlek, Türkiye’nin Bakü Büyükelçiliği’ni ziyaret ederek yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldı.
Ziyareti sosyal medya hesabından duyuran Gürlek, “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev’in güçlü liderliklerinde, “Bir millet, iki devlet” şiarıyla köklenen sarsılmaz kardeşliğimizi adli alanda da ileri taşımaya devam edeceğiz.” dedi.
Türk yetkililer bölgede devlet başkanı düzeyinde kabul görüyor
Bir yanda Şam’da Emevi Camii ve Selahaddin Eyyubi’nin türbesi, diğer yanda Kerkük Kalesi ve Türk Şehitliği, ardından Bakü’de stratejik temaslar… Bu temaslar bize Türkiye’nin tarihî, kültürel ve stratejik bağlarının bulunduğu coğrafyalarla ilişkilerini canlı tutma iradesinin sembolik yansımalarını anlatıyor.
Verilen mesaj ise açık: Türk Devleti, yakın coğrafyasında diplomasi ile, güvenlik işbirliğiyle ve tarihî bağlarını güçlendirerek etkin bir aktör olmayı sürdürmeye devam edecek.
Bu ziyaretlerin en önemli tarafı, Türk devletinin temsilcilerinin gittikleri ülkelerde devlet başkanları düzeyinde kabul görmesi. Diğer ülkelerin devlet yetkilileri aynı saygıyla karşılanmıyor. O yüzden buna bir diplomatik protokol gözüyle bakamayız. Bu Türkiye’nin bölgesel ağırlığının bir göstergesi.

Bana göre bu tablo, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan‘ın yıllardır inşa etmeye çalıştığı bölge vizyonunun somut karşılığı. Türkiye artık “Suriye’de ne işimiz var” diyen ve sınırlarının ötesindeki hadiseleri uzaktan izleyen bir anlayışın ülkesi değil; güvenlikten diplomasiye, istihbarattan hukuka kadar bölgesel denklemin içinde söz sahibi bir aktör olarak muhatap alınanların ülkesi.
Ankara NATO’yu ağırlamaya hazırlanırken, Şam’dan Kerkük’e, Bakü’den Ankara’ya uzanan bu temas trafiği de bunun en açık göstergelerinden biri.
Türk bu coğrafyalarda olmaya devam edecek.
Ece Sevim, 2 Temmuz 2026

En azından sizi buradan takip etme imkanımız oldu basarılar saygılar