İBB’deki yolsuzluk ve terör soruşturması, ülkemizde medyanın yargı olaylarına bakışı noktasında da adeta bir turnusol kağıdı işlevi gördü. Dosya henüz soruşturma aşamasında olduğu için, şimdilik yargı muhabirlerinin yaptıkları haberler üzerinden gelişmeleri takip ediyorum.
Soruşturma kapsamında Başsavcılık makamına ifade veren açık ve gizli tanıkların ifadeleri ile tutuklanan bazı şüphelilerin anlattıkları, 19 Mart’tan beri çeşitli basılı ve görsel medyada haber konusu oldu, malumunuz.
Gazeteci arkadaşlardan rica ederek ulaşabildiğim birkaç ifade ve özellikle MASAK raporlarını okuduğum için “turnusol” kelimesini özellikle seçtiğimi belirtmek istiyorum.
Öncelikle siyasilerin ve bazı gazetecilerin MASAK’la ilgili yürüttükleri tartışmaların, trajikomik diye nitelendirebileceğim kadar düşük seviyede olduğunun altını çizmem gerek.
Çünkü MASAK sadece teknik rapor hazırlar, bir görüş belirtmez ve kendisinden bu incelemeleri talep eden makam haricinde herhangi bir yerden talimat almaz. Rapor teknik açıdan yetersiz bulunabilir elbette. Ama olmayan bir şeyi de yazamaz. Sanki MASAK raporlarında siyasi görüş yazılmış gibi ortalığı ayağa kaldırmanın raporda yazılanları gizlemeye, gerçeklerin üstünü örtmeye çalışmaktan başka ne amacı olabilir?
Çünkü MASAK raporlarında savcılığın talebi üzerine sadece şüphelilerin kişisel hesaplarından yaptıkları para hareketleri, ortağı bulundukları şirketler, elden banka hesaplarına yatırdıkları paralar, nakit çektikleri paralar, kripto para hareketleri, para transfer işlemleri, üzerlerine kayıtlı gayrimenkuller, araçlar gibi ispatı gayet kolay işlemler var sadece.
Bunlar siyasi konu mu? Aynı detaylara savcılık Tapu Kadastro’dan, bankalarla yapacağı yazışmalardan da ulaşabilir. Örneğin bir şüpheli elden bankaya yüksek miktarda para yatırdıysa savcı bunun sebebini sorar, o da savunmasında bunun izâhını yapar.
MASAK diyor ki, bize sorduğunuz bu şüpheliler, hazırladığımız dosyadaki işlemleri yapmış. Şu para gönderdiği kişi hakkında terör örgütü üyeliğinden hüküm kararı bulunmaktadır, şu tarihler arasında şu kadar milyon parayı elden banka hesabına yatırmıştır, vs.
Yani Özgür Özel’in “Maskara MASAK” diye otobüs tepesinden bağırdığı, Mehmet Şimşek’i suçladığı bir durum yok ortada. Bakan Şimşek de dört kere MASAK’ın hazırladığı raporlarla hiçbir ilgisi olmasının mümkün olamayacağını teknik bir dille açıklamak durumunda kaldı.
Elimdeki birkaç MASAK raporundan bazıları gerçekten izaha muhtaç işlemler içeriyor. Ben sadece birazdan bahsedeceğim raporun bile soruşturmayı dava aşamasına geçirebileceğini düşünüyorum.
Tutuklu şüphelilerden Hüseyin Köksal ve Murat Kapki hakkında hazırlanan MASAK raporundan bir bölüm paylaşarak örnek vereyim istiyorum.
“Murat KAPKİ’nin ortağı olduğu BVA Reklam ve Danışmanlık Hizmetleri Anonim Şirketi’nin banka hesaplarından Hüseyin KÖKSAL’ın banka hesaplarına 2024 yılında toplamda yaklaşık 130 Milyon TL tutarında para transferi olduğu bilgisine rastlanılmıştır.
Hüseyin KÖKSAL’ın banka hesaplarına gelen 130 milyon TL’nin 50 Milyon TL lik kısmının Hüseyin KÖKSAL’ın ortağı olduğu CARSAL Reklamcılık ve Yayıncılık Anonim Şirketi’nin banka hesabına transfer edildiği, ardından CARSAL şirketinin adına tescillenen ADA: 1056, Parsel: 8 sayılı taşınmaz alımı kapsamında İMAMOĞLU İnşaat Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi’nin banka hesabına transfer edildiği anlaşılmıştır.”
Tüm raporda bu iki ismin birçok reklam firması üzerinden İBB’nin iştirakleri olan Kültür AŞ ve Medya AŞ’den aldıkları ihalelere değiniliyor. Yüzlerce milyon liralık bu ihalelerden elde edilen paralar, ortaklık kurdukları reklam firmalarının hesaplarına transfer edildikten sonra İmamoğlu İnşaat’a aktarılıyor. Üstlelik İmamoğlu A.Ş.’nin yaptığı ve henüz inşaatı tamamlanmayan “In Mari Prime” projesine İBB aracılığıyla kaynak sağlanmış oluyor.
Aynı MASAK raporu diyor ki, mesele çok teknik olduğu için, daha anlaşılır olsun diye biz bir tablo hazırladık. Hesap hareketlerini incelediğimizde İBB’den alınan yüzlerce milyonluk ihalelerden elde edilen gelirin dağılımının, şu şekilde olduğunu anladık. Bu da o tablo:

Biz buna, hukuk devletinde yargılama usulü diyoruz. Peki, neden bu kadar büyük kıyamet kopuyor medyada?
MASAK Raporundaki hareketlilikleri mahkemede heyet sorduğunda, sanıklar kendilerini savunacaklardır elbette. Şimdiden MASAK raporları yalandır, MASAK’ın sahibi AKP’li Şimşek’tir, AKP İmamoğlu’ndan korktuğu için bu operasyonu yapmaktadır diye bağırmak niye?
Yargılama sırasında başka bilirkişi raporları, HTS kayıtları, varsa görüntüler ve tapeler ile savcılık kendi iddialarını sunacak, sanıklar da kendilerini savunmak için başkaca raporlar, ifadelere, tanıklara başvuracaklardır.
Ben bağımsız bir gazeteci olarak derim ki: Burada ciddi iddialar var, muhakkak İstanbullunun hakkı savunulmalı. Şüphelilerin de hukuka uygun bir şekilde yargılanmaları sağlanmalı ve Başsavcılık, sanıkların aleyhinde olduğu gibi lehinde de deliller toplamalı.
Fakat medyada belirli bir grup, bu soruşturmayla ilgili kim ne söylemeye kalksa anında bağırıp çağırmaya, hakaret etmeye başlıyor. Bununla ilgili iddialar vahim; İBB’nin iştirakleri aracılığıyla bazı gazetecilere siyasi destek vermeleri ve PR yapılması için elden para verildiği iddiası.
Bazı MASAK raporlarında da kimi gazetecilerin banka hesap hareketliliklerinde elden yatırılan yüksek paralar var. Ancak, bu paraların ne olduğu da bir yargılama konusu olarak değerlendirildiğinde ortaya çıkacaktır. Ben gazetecilik hayatım boyunca söylentileri değil, delilleri yazdığım için bu konuda da mesele hukuki zemine taşınana kadar kimseyi itham altında bırakmamak adına isim vermeyeceğim.
Fatih Altaylı ve Onlar’ın sponsoru: İBB dosyasından tutuklu
Fakat medyayla ilgili isimleri gördüğümüz ve MASAK’ın tespit ettiği husustan başka ama aynı konuyu içeren başka bir meseleden ben söz etmek istiyorum size.
İBB ile ilgili açılan soruşturmalara “tamamen boş” diyen, küçümseyen bir dil kullanarak topyekûn reddeden Fatih Altaylı’nın videolarını, Youtube algoritmamda hep karşıma çıkması sebebiyle hiç kaçırmadan seyrediyorum.
Oldukça şık bir stüdyoda, profesyonel ışıkların altında, mükemmel bir ses sistemiyle koltuğuna oturuyor ve “bu dosyalar boş, AKP çok korkuyor” diyor. Kendisini seyretmesi çok keyifli. Sadece yayınlarındaki sponsor logo gözümü rahatsız ediyor. Altaylı konuşurken kocaman bir ICRYPEX yazıyor ekranda.

Bu kadar yasa dışı bahis meseleleri gündemdeyken kripto işleri yapan bir firmanın sponsorluğunu iyi cesaret kabul etmiş diye düşünüyorum. Ben olsam kırk kere düşünürüm, ne bileyim arkasından başka birileri çıkar, kripto meselelerini anlamak zor iş, kaç yıllık gazeteci, ne güzel sponsor bulmuş, demek ki güvenmiş deyip geçiyorum.
Sonra aradan zaman geçiyor, yeni bir Youtube kanalına daha abone oluyorum. Halk Tv’ye düşen yıldırım olan Rasim Ozan Kütahyalı’nın verdiği röportaj vesilesiyle kavga gürültü kanaldan ayrılan Kayda Geçsin ekibi yeni bir kanal kurmuş, abone oluyorum ama henüz izleyemiyorum. Twitter’a yansıyan kısa bölümlerden anladığım kadarıyla onlar da Fatih Altaylı gibi dosyaların ne kadar boş olduğunu anlatıyorlar. Zaten Murat Ağırel’in konuya yaklaşımının böyle olduğunu katıldığı Twitter’daki bir Space yayınında dinlediğim için de biliyorum.
Sonra Murat Ağırel ve Timur Soykan, şantaj ve tehdit suçunu işlemek ithamıyla gözaltına alınıp serbest bırakıldıklarında, kendilerini anlatmak için Youtube kanalına çıkıyorlar ve ilk kez programlarını o zaman izleyebiliyorum.
Murat Ağırel büyük bir heyecanla evrensel gazetecilik etik ve ilkelerinden söz ediyor. Yayını izlerken bir anda dikkatimi yine aynı logo çekiyor: ICRYPEX!

İşte, diyorum, bu kadarı biraz fazla! Kim bu Youtube’da İBB dosyası daha soruşturma aşamasındayken canhıraş bir şekilde içeriğinin bomboş olduğunu savunan kanallara sponsor olan firma!
Sadece yarım saatlik bir araştırma yapıyorum. Ve görüyorum ki, bu firmanın ortaklarından biri Umut Şenol! İBB soruşturması kapsamında tutuklanan eski Şişli Belediye Meclis üyesi.

Dört sene önce Gerçek Gündem’i Barış Yarkadaş, Cenk Ünalerzen (Eski CHP’liler Ateş Ünalerzen’i hatırlarlar, onun yeğeni) ile Umut Şenol’a satmıştı; medya patronluğu deneyimi de var yani.
Daha önce Candaş Tolga Işık’a da bir spor kulübünün Youtube kanalında bir programı yapması için 1 milyon TL’lik sponsorluk teklif etmiş, kabul etmiş mi gerçekleşmiş mi bilmiyorum. Gerçi o zaman hakkında bir soruşturma da yokmuş; ICRYPEX adına sponsorluk önerdiğini göstermek adına bu Tweet’i linkliyorum.

Henüz dosyasına hakim olmadığım için, Umut Şenol hakkında çıkan haberlere yer vermeyeceğim. Fakat hem Onlar ekibine hem de Fatih Altaylı’ya soruyorum:
İBB soruşturmasından tutuklu bulunan bir ismin ortağı olduğu firmadan sponsorluk almanız, gazetecilik etik ve ilkelerinin neresine sığıyor?
Umut Şenol, bu soruşturma sonunda aklanabilir de, ceza da alabilir. Bunu ancak yargılama sonunda anlayabiliriz. Peki, bu pozisyondayken bu sponsorluğu nasıl kabul edersiniz?
Siz İBB soruşturmasından tutuklu bir şüpheliden para alarak yaptığınız yayıncılıkta, bu dosya hakkında ne kadar tarafsız olabilirsiniz? Bunu da okurlarınıza, izleyicilerinize nasıl izah edebilirsiniz?
Yakışıyor mu?
Ece Sevim, 12.04.2025, ecesevim.com

Eskiden reklam karşılığı haber yapmama tehditleri yapılırdı. Ertuğrul Akbay, Uğur Dündar vb kelli felli insanlar bu şekilde habercilik yapardı. Eskiden ayıplanırdı ama artık normalleştirildi. Yazınızı güzel bitirmişsiniz.