Özgür Özel’in CHP Genel Başkanlığı’na giden yoldaki taşlar, başından sonuna Ekrem İmamoğlu’nun siyasi gücüyle örüldü. “Değişim hareketi” olarak sunulan süreç, bazı delegelere göre, aslında İmamoğlu’nun yerel seçimlere giden yolda parti içi hakimiyet kurma hamlesiydi.
Özel, bu rüzgârı arkasına alarak yükseldi. Ancak bu ortaklık, kurultayın meşruiyetine gölge düşürdü. Zira o kurultay, delegelerin bazılarının maddi ve makamsal çıkar yönlendirmeleriyle oy kullandığı bir zeminde gerçekleştiği iddiaları ile mahkemelik oldu.
CHP’li üyeler kurultayın şaibeli olduğuna yönelik davalar açtılar ve savcılıkta bu doğrultuda tanıklıklar yaptılar. Bu dava neticesinde CHP’ye kayyım atanacağı bilgisi, Ankara ve İstanbul kulislerinde yüksek sesle dillendirilmeye başlandı.
Neden kurultay çağrısı İmamoğlu gözaltındayken yapıldı?
CHP’ye kayyım davası devam ederken İBB soruşturması da hız kazandı. Herkes İBB’ye kayyım atanacak mı diye merak ederken, Özel’den beklenmedik bir hamle geldi.
Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu henüz gözaltındayken partiye kayyım tehdidini savmak iddiasıyla CHP’yi olağanüstü kurultaya çağırdı.
Özel’in bu çağrıyı yapması, özellikle herkesin ilgisi İmamoğlu’na yapılan operasyona çevrilmişken, bir “fırsat” görüntüsü verdi. Bu durum delegelerde bazı soru işaretlerine yol açtı.
Bu çağrı kayyımın önünü kesmek için mi yapıldı, yoksa koltuk değişmesin diye doğru zaman mı kollandı?
Üstelik partiye kayyım tehdidi hâlâ devam ediyorken!
Yoksa, İmamoğlu’nun CHP Genel Başkan adayı, Özgür Özel’den başkası mıydı?
Bu sorunun yanıtını, yazının ilerleyen bölümlerindeki kulis bilgilerinde arayacağız. Önce CHP’de, kurultay öncesinde delegelerin neler düşündüğüne göz atalım.

Olağanüstü kurultay için delegeler Kılıçdaroğlu’ndan bir işaret bekliyor
6 Nisan’daki olağanüstü kurultayda kim genel başkan seçilirse seçilsin, şaibe iddialı kurultayın mahkeme kararıyla iptal edilme ve bu kurultayın da geçersiz sayılma ihtimali hâlâ var. Bu nedenle parti üyeleri genel başkan adayı olma hususunda çekimser davranıyor.
Kılıçdaroğlu’nun Özel’in karşısında aday olamayacağını, eğer olursa “yüzüne tükürüleceğini” söyleyen bazı isimler oldu. Ancak CHP’li delegelerin hepsi bu kanaatte değil.
Genel Başkan Yardımcısı Gökhan Zeybek’i koşar adım aracına binmeye zorlayan parti delegelerinden Cemal Şener ve bir kısım delegeler sosyal medyada Kılıçdaroğlu’nun adaylaşması yönünde çağrılar yapıyor.
Delegeler, Kılıçdaroğlu’nun kendi aday olmasa bile Özel’in karşısında bir adayı işaret etmesini bekliyorlar.

Baba – oğul barışıyor mu? Kılıçdaroğlu ile İmamoğlu birlikte aday çıkarabilirler
İmamoğlu’nu ziyaret eden bazı isimlerden aldığım bilgilere göre İmamoğlu, Özel’in “İmamoğlu aday olamazsa başka bir aday çıkar” söyleminden oldukça rahatsız olmuş.
Bu durum Kılıçdaroğlu ile İmamoğlu’nu yeniden yakınlaştırıyor gibi görünüyor. “Baba – oğul” birlikteliği yeniden mi kuruluyor?
İlginç bir şekilde Kılıçdaroğlu ile İmamoğlu’nun Özel’e karşı ortak bir aday çıkarma ihtimalinden söz ediyor kulisler. Önce bu adayın Gökhan Günaydın olması düşünülmüş. Ancak Özel’in sokak çağrısı ile yükselen popülaritesi karşısında yeterli olamayacağına kanaat getirilmiş.
Saraçhane’deki konuşmasıyla sokağın favori ex’i olan Muharrem İnce’nin İmamoğlu – Kılıçdaroğlu ortaklığı ile Özel’in karşısında yarışma ihtimali var mıdır?
Henüz bir şey söylemek için çok erken. Ama bu konuyla ilgili oldukça ilginç kulis bilgilerim var.
İmamoğlu, İnce’yi CHP’ye davet etti, sürece Özel engel oldu
Hatırlarsınız, Ocak 2025’in sonlarına doğru kamuoyunda “Muharrem İnce CHP’ye mi katılacak?” sorusu yoğun şekilde tartışılmıştı. Ancak bu tartışmaların ardından somut bir gelişme yaşanmadı.
Bu konuda edindiğim bilgilere göre; Ekrem İmamoğlu, gözaltına alınmadan önce Muharrem İnce ile İstanbul’da iki kez gizlice görüştü. Bakırköy’deki belediye tesislerinde yapılan bu gizli görüşmelerde İmamoğlu, Muharrem İnce’yi CHP’ye davet etti. İmamoğlu bu katılımla birlikte güç birliği stratejisi kurmak istiyordu.
Özgür Özel de bu davete ilk etapta onay verdi. Ancak sonrasında İnce’ye ne bir davet yapıldı ne de bir adım atıldı. Özel’in bu süreçte sessiz kalması, İnce’nin partiye dönüşünün önünü fiilen kesmiş oldu.
İmamoğlu, Silivri Cezaevi’nden Muharrem İnce’ye “Maltepe’deki mitinge git” diye ricada bulunmuştu. Muharrem İnce de mitinge katılmış, ancak konuşturulmayınca öfkeli bir şekilde alandan ayrılmıştı.
İnce’nin Saraçhane’de yaptığı ve sosyal medyada viral olan konuşmasının rüzgârı Maltepe’de esmesin istendi belli ki. Yoksa bu rüzgâr, 6 Nisan’daki kurultaya da yansıyabilirdi. Özgür Özel’in, Ekrem İmamoğlu’nun özel ricasını neden kırdığı da bu kulis bilgisiyle anlaşılmış oldu.

Olağanüstü kurultayda delegelerin yanıt beklediği pek çok soru var
Önümüzdeki kurultay seyirciye, yani parti örgütüne kapalı. Ancak doğası gereği delegelere açık olacak. Yaptığım görüşmeler neticesinde, delegelerin aklındaki soruları, onların dilinden şöyle özetleyebilirim:
– Beş dönemdir milletvekili olan Özgür Özel, bugüne kadar CHP içinde yaşanan her türlü kararı, hata ve tercihi yakından gördü. Bunlardan bir ders çıkardı mı? Farklı ne yaptı? Yoksa değişen sadece koltuklar mı oldu?
– Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu’nun birlikte yürüttüğü değişim süreci, sonuçta onları o makamlara getiren Kemal Kılıçdaroğlu’na karşıydı. Bu Zoom siyasetinin tarzı yeterince tartışıldı mı? Çokça konuşulan hançer şimdi de İmamoğlu’na mı döndü?
– Kurultay sürecinde ortaya atılan “partiye kayyım atanabilir” söylemiyle bir siyasi tahakkum oluştu. Şaibe iddialarının gölgesinde, örgüt salona alınmadan yapılacak bir kurultayın meşruiyeti ne kadar sağlam olacak?
– Henüz bir erken seçim gündemi bile ciddiyetle tartışılmıyorken, Ekrem İmamoğlu için özel bir meyil yoklaması fikri neden ortaya atıldı? İmamoğlu’nun Özel’e “adaylığımı açıkla” baskısı yaptığı biliniyordu. Bu baskının da hazırlığı süren İBB soruşturması ile ilgisi olduğunu İmamoğlu, bir gazeteciye kendi açıklamıştı. Durum böyleyken nereden çıktı bu meyil yoklaması? Özel kendisini destekleyen İmamoğlu’nu “bu zor durumdan kurtarmak için” henüz diploması da iptal olmamışken neden adaylaştırmadı? Mansur Yavaş’tan çekindiyse sonrasında neden Yavaş adına meydanlarda DEM partililerden özür dileyerek ipleri koparacak noktaya geldi?
– Hukuken adaylığı tartışmalı hâle gelmiş bir belediye başkanı için alelacele grup kararı alınarak kamuoyuna emrivaki yapılması, partinin ortak aklıyla ne kadar bağdaşıyor?
– İmamoğlu’nun tutuklanması üzerinden ateşlenen toplumsal tepki henüz tazeyken, bu duygu dalgası bir olağanüstü kurultay çağrısına çevrildi. İmamoğlu tam sandıkta insanlar oy kullandığı gün tutuklandı. Bu zamanlamanın siyasi hesabı Başsavcılık’a kesilmek istense de CHP’nin sandık takvimini de Başsavcı mı hazırladı?
– Maltepe mitingine İmamoğlu’nun davetiyle katılan Muharrem İnce, mitingte neden anons edilmedi, neden konuşturulmadı? Bu sadece bir “unutkanlık” mı, yoksa potansiyel bir rakibin önünü kesmeye yönelik bir tercih miydi?
– Mansur Yavaş gibi güçlü bir alternatifin, İmamoğlu lehine oy vermeye “ikna” edilmesi siyasi nezaketin neresine denk düştü?

Bu sorular ve daha fazlası 6 Nisan’daki kurultayda muhakkak sorulacak. Sadece delegeler değil, parti tabanı, kamuoyu, partiye umut bağlayan gençler, kadınlar, işsizler, öğrenciler, yurttaşlar da bunların cevabını merak ediyor. Ben de o gün Ankara’da kurultayı yakından takip ederek gelişmeleri ve kulisleri sizlere aktaracağım.
Belli ki CHP’de stratejik ortaklıklar yer değiştiriyor, dengeler yeniden şekilleniyor.
Değişim bir kelimeyle olmaz. Değişim davranışla, yöntemle, zihniyetle olur. O yüzden bu kurultayda herkesin, özellikle de değişimcilerin kendilerine şu soruyu sorması gerekiyor:
“Değişim dedik; ne değişti?”
Ece Sevim, 31.03.2025, ecesevim.com

Ortadogudaki değişim için chp değişimi opera da sahnelenmişti.
Özel, saray siyasetini anlamış ve uygulamaya sokmuştur. Sağ elini Mansur sol elini İmamoğlu kaldırması yerine onları kürsüden aşağıya atmıştır.ince de zaten kürsüde değil aşağıdan bakıyordu. Halkın, chp üyelerinin ve delegelerin bile anlasada ses çıkaramayacağı 6 nisan adı olağanüstü olan aslında yepyeni chp kurultayı özeli özgürleştirecek Türkiye ve ortadoğuyu özelleştirecek.