Nisan 1, 2025
Analiz

Neden boykotu desteklemiyorum?

Yazıyı paylaş

Boykot, insanların belli bir ürün, şirket, marka ya da ülkeye ait mal ve hizmetleri bilinçli olarak almaktan kaçınması aslında. Yani tüketici, kendi iradesiyle bir ürünü alabilirken, almamayı tercih etmesi diyebiliriz.

Hatta tüketim gücünü kullanarak boykota giren bir kitle, kısa süreliğine de olsa sermaye üzerinde baskı kurabilir. Ama örgütlü olmayan toplumlarda bu güç kalıcı olmaz. Bir süre sonra boykotun etkisi azalır, her şey eski haline döner.

Peki bu arada ülke ekonomisine ne olur? Benim itirazım da tam burada başlıyor.

İktidar ya da muhalefet tarafından başlatılan, belli firmaları hedef alan boykotlar, orta ve uzun vadede yine toplumun yoksul kesimine zarar verir. Çünkü bu tür boykotlar, üretimden gelen güce dayanmadığı sürece sadece bir tepki olarak kalır ve sonuçta yine halk zarar görür.

Mesela bir firmayı boykot ediyorsanız, o firmadan almadığınız ürünü gidip başka bir firmadan alabilmelisiniz ki sistem tıkanmasın. Tedarik zinciri zarar görmesin. Ama üretim gücünü kaybetmiş bir toplumda boykot kararı almak, dönüp dolaşıp sadece topluma zarar verir.

Çünkü Türkiye’de ciddi bir tekelleşme var. Yani tüketicinin çok fazla seçeneği yok.

Siz bir market zincirini boykot ettiğinizde, sadece o zincirin patronlarını cezalandırmış olmuyorsunuz. Orada çalışan kasiyerden şoföre, çiftçiden depocuya kadar birçok kişiyi de etkiliyorsunuz. Üstelik bu insanlar sizinle aynı düşüncede bile olabilir.

Şimdi tarafsız bir gözle düşünmenizi istiyorum, hem iktidarı hem muhalefeti destekleyen okuyucularımdan.

Bir markayı boykot ettiğinizde önce ne olur? Satışları düşer. Ardından kâr azalır, stoklar birikir, nakit akışı bozulur.

Markanın itibarı sarsılır, yatırımcı güvenini kaybeder. Halka açık bir şirketse hisseleri düşer.

Markanın iş ortakları da bu süreçten etkilenir. Buna “sektörel zincir etkisi” deniyor.

Mesela bu marka ambalaj, kolileme, dağıtım ya da lojistik gibi alanlarla da çalışıyorsa, oralarda da zarar oluşur. Gıda alanındaysa çiftçi de bundan etkilenir.

Çünkü elimizde başka alternatif yok.

Çünkü bu markalar yüzlerce şubeyle binlerce kişiye iş sağlıyor. Yerli çiftçiden ürün alıyor, devlete vergi ödüyor.

E satışlar düşünce ne olur? Şubeler kapanır, çiftçinin ürünü elinde kalır, devletin vergi geliri azalır. Ve yeni bir alternatif de doğmaz.

Neden mi? Çünkü yatırımcılar belirsizlik ortamını sevmez. “Bu markayı boykot edin, yerine şunu destekleyin” dediğinizde, o alternatif marka en baştan bir tarafın markası olarak etiketlenmiş olur ve diğer tarafın desteğini kaybeder.

İşte tam da bu yüzden boykotu desteklemiyorum.

Hatta bunu, yerli ekonomimiz için ciddi bir tehdit olarak görüyorum.

Bu tarz boykotlar dışa bağımlılığı daha da artırır, binlerce küçük işletmeyi batırır, işsizliği büyütür. O yüzden bu hayalden artık uyanmamız gerekiyor.

Üreticiyle tüketiciyi birbirine düşürmek, zaten zor durumda olan ekonomiye bir darbe daha vurmaktan başka bir işe yaramaz.

Bizim gibi tekelleşmiş bir ülkede, tüketim gücünü değil, üretim gücünü kullanmalıyız.

Bu büyük markaların uluslararası işletmelerden hizmet ve mal satın almasını protesto etmeli, yerli üreticilerden alım yapmaları için baskı kurmalıyız.

Politik duruşumuzu çiftçiye, KOBİ’lere, kadınlara, gençlere verilen teşviklerin artırılmasına yöneltmeliyiz.

Çünkü bizi orta ve uzun vadede ayakta tutacak tek şey bu.


Ece Sevim, ecesevim.com, 01.04.2025

Yazıyı paylaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir