Haziran 6, 2025
Cumhuriyet Halk Partisi

CHP’nin şaibeli kurultayındaki rüşvet paraları bu on döviz bürosundan mı dağıtıldı?

Yazıyı paylaş

İBB soruşturması için hazırlanan MASAK raporunda CARSAL Reklamcılık ve Yayıncılık A.Ş. üzerinden yapılan tespitleri daha önceki yazılarımda anlatmıştım. Firmanın ortağı H.K., İBB soruşturması kapsamında tutuklu.

MASAK’ın hesap hareketlerine bakarak ortaya koyduğu tabloya göre, İBB’nin iştiraklerinden yüzlerce milyon TL’lik ihaleleri alan bu firma, önce belediyeden aldığı paraları sahibi H.K.’nın şahsi hesabına, ardından da İmamoğlu A.Ş.’ye gönderiyor.

MASAK raporundaki ilgili bölüm:

“H.K.’nin banka hesaplarına gelen 130 milyon TL’nin 50 Milyon TL’lik kısmının H.K.’nin ortağı olduğu CARSAL Reklamcılık ve Yayıncılık Anonim Şirketi’nin (CARSAL Şirketi) banka hesabına transfer edildiği, ardından CARSAL şirketinin adına tescillenen ADA: 1056, Parsel: 8 sayılı taşınmaz alımı kapsamında İMAMOĞLU İnşaat Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi’nin banka hesabına transfer edildiği anlaşılmıştır.”

H.K.’nin on iki senelik şoförü S.Y. de İBB soruşturması kapsamında tutukluydu. Ancak etkin pişmanlıktan yararlanarak itirafçı oldu. Oldukça ilginç bilgiler paylaştı. “CARSAL firması gerçekte Ekrem İmamoğlu’nundur” itirafı da bunlardan biriydi. Ancak biz bugün CHP’nin şaibeli kurultayını konuşacağız.

Önceki yazımda, Başsavcı Akın Gürlek’in elinde S.Y.’nin CHP kurultayında delegelere Özgür Özel’e oy vermeleri için dağıtılan 1 milyar 200 milyon TL’nin Kapalı Çarşı’da dövize çevrilmesi ile ilgili, Ankara iddianamesinde yer alan tanık H.H.Ş.’ye yaptığı konuşmanın ses kaydının yer aldığını kaleme almıştım.

H.H.Ş., şoför S.Y. ile görüşmesinin yer aldığı ses kaydında, “Laleli’de bulunan Berber Y. lakaplı şahsın döviz bürosundan 4 tane özel Mercedes Vito marka araç ile 1.200.000.000 (bir milyar iki yüz milyon) TL parayı dövize çevirip araçlarla Ankara’da bulunan delegelere dağıtmak üzere götürüldüğünü” anlattığını söylemişti.

Şoför S.Y.’nin, İBB soruşturması kapsamında etkin pişmanlıktan yararlandıktan sonra verdiği ifadede bu konuya değinerek kurultay paralarıyla ilgili sürdüğüm ize yönelik yeni bir ipucu vermiş oldu. S.Y.’nin savcılık ifadesindeki ilgili bölüm:

“H.H.Ş. isimli şahsın almış olduğu ses kaydından bahsetmiştim. Bu ses kaydında Kurultay meselesinden de bahsetmişim. Kurultay’da para dağıtımına ilişkin görgüye dayalı bir bilgim yoktur. Ancak M.O.’un şoförü soy ismini bilmediğim K. isimli şahıstan duyduğum kadarıyla Kurultay’da üyelere para dağıtılmış, KİPTAŞ’tan ev verildiğinden bahsetmişti.”

Biraz açık kaynak taraması yapınca, H.K.’nin şoförü S.Y.’nin bahsettiği bu ismin Medya A.Ş. Genel Müdürü M.O.’nun şoförü K.Ö. olduğunu görüyoruz. Daha önce Çınar kod adlı gizli tanığın ifadesinde de bu isme rastlamıştık:

“F.K., Ekrem İmamoğlu’nun kasalarından biridir. Rüşvet ya da komisyon adı altında paraları toplar. Bunun örneği basına yansıdı. İl Başkanlığı binasının alım sürecinde paraları toplayan kişidir. Toplanın paralar bağış değildir. Bağış kılıfı uydurulmuştur. H.K.’nin de adı bu olayda geçti. E.B. ile yakın olan kişilerdendir. Açık hava reklam işleri kendisine verildi. M.O. ve E.B. hakkında çoğu şeyi bilebilecek kişi, M.O.’nun şoförü K.Ö.’dür. E.B.’nin tüm adreslerini bilir.”

M.O.’nun şoförü K.Ö.’nün ifadesi henüz basına yansımadı. Etkin pişmanlıktan faydalandığına dair de Başsavcılık’tan bir açıklama gelmedi. Bu doğrultuda bir ifade verirse eğer Kurultay’da delegelere dağıtılan paraların kaynağıyla ilgili önemli bilgilere sahip olacağımıza inanıyorum.

Bu hususta Ankara’da görülen davada önemli bir gelişme yaşandı. İddianameyi okuyan Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi, Ekrem İmamoğlu’nun Divan Başkanı olduğu CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’ndaki şaibe iddialarını seçime hile karıştırmak suçundan bir adım daha ileriye taşıyarak “rüşvet” şeklinde değerlendirdi ve görevsizlik kararı vererek dosyanın Ağır Ceza Mahkemesi’ne tevdiine karar verdi.

Bu kararın oldukça önemli olduğunu düşünüyorum. Savcılık, soruşturma aşamasında 113 şüphelinin ifadesine başvurmuş ve Kurultay’da dağıtılan paraların Kapalıçarşı’da Türk Lirası’ndan dövize çevrilerek Ankara’ya gönderildiğine yönelik ifadelerin araştırılması için MASAK’a başvurulmuştu. 

MASAK’a sadece dört döviz bürosunda 50 milyon Dolar’lık bir hareket olup olmadığının araştırılması istenmiş ancak bu konuda hiçbir araştırmaya raporda yer verilmemişti. Bu bana oldukça ilginç geldi. Birçok CHP’li tarafından verilen ifadelerde “para aldım, dolar aldım” denilmesine rağmen para dağıtılması meselesinin havada bırakılması bana tuhaf görünmüştü.

Ağır Ceza Mahkemesi’nde bu meselenin daha detaylı araştırılarak yeni bir MASAK raporu talep edileceğini öngörüyorum. Çünkü, alınan ilk ifadelerde ismi geçen döviz bürolarından daha fazla büronun olduğunu, iddianamede belirtilen pek çok kısımdan anlıyoruz. Ayrıca İBB soruşturması da bu konuyla ilintili olduğu için, oradaki yeni ifadelerde de yeni döviz bürolarının isimlerini görüyoruz.

Ben iddianameyi ve İBB soruşturmasından ulaşabildiğim ifadeleri incelediğim zaman CHP’li delegelere para dağıtılması ile ilgili toplam on döviz bürosunun ismine rastladım. Bu döviz büroları şu şekilde:

İddianamenin 30. sayfasında yer alan tanık Ü.D.’nin çalıştığı H. Döviz ve hemen yan dükkanında açılan S. adlı işyeri, 17. sayfasında yer alan tanık T.E.’nin anlattığı T. Döviz, K. Döviz, S. Döviz, A.G. Döviz (A.G. Döviz ile A. Döviz arasındaki bağ da araştırılacaktır), 25. sayfasında yer alan tanık H.H.Ş.’nin anlattığı Laleli’de bulunan Berber Y. lakaplı şahsın döviz bürosu, 37. sayfada yer alan G. Döviz ve İBB soruşturmasında S.Y.’nin ifadesinde geçen Laleli’de bulunan B.Ö. isimli şahsa ait döviz bürosu.

Ankara’daki MASAK raporunda sadece T.E.’nin ifadesinde geçen dört döviz bürosunun araştırılması istenmişti. Raporda ise dört döviz bürosunun yalnızca VEDOP kayıtları ve on gerçek kişinin MERNİS kayıtlarına yer verilmişti.

Ancak görüldüğü gibi iddianamedeki ifadeleri basit bir gözle dahi inceleyince on döviz bürosunda işlem yapıldığı iddialarını görebiliyoruz. Gerçek kişilerin ne zaman Kapalı Çarşı’da, Laleli’de sinyal verdikleri, giriş çıkış kayıtları, paraların taşındığı araç bilgileri, MOBESE kayıtları gibi araştırılmaya muhtaç pek çok konunun masada beklediği ortada.

Ve mahkemenin “rüşvet” kapsamında değerlendirdiği bu meselenin ucunda 1.5 milyar TL gibi bir meblağdan söz ediliyor. İsmi geçen on döviz bürosunun şirket kayıtlarını Ticari Sicil Gazetesi’nden incelediğimde hep aynı isimlerin etrafında döndüğünü görmek de bana şaşırtıcı gelmedi.

Eğer asırlık bir partinin delegelerinin iradesinin parayla satın alındığı iddiası konuşuluyorsa, paranın yolculuğu da somut bir şekilde ortaya koyulmalıdır. 

Cumhuriyet Halk Partilileri bu utançtan kurtarmak için en büyük fırsat da 30 Haziran’da Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen davanın kuvvetle muhtemel karar duruşması olacak gibi görünüyor.

Tüm bu gelişmeler de hesaba katıldığında, mahkemenin tedbirli mutlak butlan kararı verme ihtimalinin ben yüksek olduğunu değerlendiriyorum. Öyle bir durumda mahalle kongrelerinden başlayarak yeni bir kongre süreci başlatılmalı, ismi şaibeye bulaşan her bir parti üyesinin statüsü askıya alınarak CHP’lileri suç örgütlerini savunmak zorunda bırakma haksızlığından kurtarmalı ve partiyi güvenli limana taşıyacak hamleler ile tertemiz bir kurultay süreci başlatılmalı.

Asırlık CHP’nin, bir asır kurtulamayacağı bir utanç ile yaşamasına izin vermeyecek CHP’lilerin hâlâ var olduğuna ve çürük elmaları temizleme cesaretini sergileyeceklerini, bu doğrultuda sorumluluk almaktan çekinmeyeceklerine inanıyorum.

Tarih, bu sorumluluğu onların omuzlarına yükledi.

Ece Sevim, 06.06.2025, ecesevim.com

Yazıyı paylaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir