Eylül 2, 2025
İBB Davası

Değirmenin Suyunun Kaynağı: BDDK Raporu

Yazıyı paylaş

Aşağıdaki alıntı, CHP’li Murat Emir’in Halk TV’de yaptığı konuşmadan. Yanlış aktardığı iki ifadeyi parantez içinde doğrusunu belirterek tashih ettim.

“Soruşturmada Mehmet’in çok önemli bir yeri var. Müvekkili (müdafiii demek istiyor) olduğu kişilerin neredeyse tamamı itirafçı ve dışarıda şu anda. Mesela Naim Erol Ö. biliyorsunuz, Sayın İmamoğlu’nun cep telefonunu panikle sakladığını filan söylemişti, sonra ifadesini değiştirdi, şimdi dışarıda. Yerine Kadriye Hanım şu anda hapis yatıyor. Aynı şekilde Cem Ç. de Murat R.’nin (G. demek istiyor) muhasebecisi. O da sonradan ifadesini değiştirdi, başka şeyler söyledi, şimdi dışarıda. Yani bu Mehmet Y.’nin müvekkilleri nasıl oluyorsa sonradan fikir değiştiriyorlar, ifade değiştiriyorlar, başka operasyonlarla başka arkadaşlarımız içeri alırken onlar serbest bırakılıyorlar. Ve burada bir yoğunlaşma var. İşte bunu ortaya çıkaracak olan savcılığın çok dikkatli, çok enerjik ve çok kararlı çalışması lazım. Bir de burada şunun da altını çizmekte yarar var. Bu İBB soruşturmasını yürüten savcıların talimatla görev yaptığını ve hukuka bağlı olmadığını düşünüyorum ve rahatlıkla iddia edebilirim.”

Ben iki hususu tashih ettim ancak bu konuşmada düzeltilmesi gereken, fakat benim sorumluluk alanımın dışında kalan çok daha önemli noktalar da bulunuyor. Örneğin, Cem Ç. gerçekten Murat Emir’in iddia ettiği gibi ifadesini değiştirdikten sonra mı serbest bırakıldı?

Bu soruyu yanıtlamadan önce Murat Emir’in konuşmasında geçen isimlere yakından bakalım.

“İBB BORSASI” İDDİASININ ARKA PLANINDA NE VAR?

Kamuoyu, basında yer alan haberler sayesinde Cem Ç.’nin İBB soruşturmasında adı geçen firari Murat G.’nin mali müşaviri olduğunu öğrendi.

Avukat Mehmet Y.’nin adı ise “İBB Borsası” tartışmaları ile duyuldu. Özgür Özel, 6 Ağustos’da düzenlediği Tuzla mitinginde söz konusu avukatın adını açıkça vererek “İBB dosyasında borsa oluşturulduğunu” iddia etti. 

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, CHP Genel Başkanı Özel’in bu iddialarını ihbar olarak değerlendirdi ve Avukat Mehmet Y.’nin ifadesine başvurdu. Ardından avukatın adli kontrol tedbirleri uygulanarak mahkemece serbest bırakılmasına karar verildi.

Cem Ç. ile Mehmet Y.’nin isimlerinin hangi noktada kesiştiklerine ise basına yansıyan ifadelerden göz atalım.

OLAY CHP’Lİ MURAT EMİR’İN ANLATTIĞI GİBİ GÖRÜNMÜYOR

Habertürk muhabiri Ceylan Sever’in haberine göre Mehmet Y., savcılıktaki ifadesinde Cem Ç.’den şu şekilde söz ediyor:

“Cem Ç.’nin yeğeni bende avukat olarak çalışıyordu. Bu vesile ile bir gün yanıma geldi. Hakkında yakalama kararı olduğunu duyduğunu, Naim’in avukatlığını yaptığımı, kendisinin de avukatı olmamı istedi. Kendisine hukuki yardımda bulunabileceğimi, ancak İBB dosyası kapsamında konumunu bilmediğimi ve eylemlerle hangi şekilde bağlantılı olduğunu anlatmasını istedik. Kendisinin Murat G. ve Fatih K.’nin şirketlerinin mali müşaviri olduğunu, Fatih K.’ye devredecekleri şirketlerin ve 125.000.000 (Milyon) TL para transferini içeren dekontları sunabileceğini söyledi. Ben de İstanbul Adliyesine gelerek ilgili dosya savcısına makamında Cem Ç.’nin bana anlattıklarını vekalet ilişkisi içerisinde hukuki çerçevede anlattım. İlgili dosya savcısı bir gün belirledi. Bende belirlediği günde Cem Ç.’yi getirdik. İlgili dekontları dosyasına sundum. Birkaç ay sonra eksik ve yanıltıcı bilgiler beyan ettiği için tutuklandı.”

Avukat Mehmet Y., ifadesinde Cem Ç.’nin hakkında yakalama kararı çıktığını duyunca kendisine başvurduğunu, bunun üzerine onu savcılığa ifade vermeye yönlendirdiğini anlatıyor. Ancak Mehmet Y., bir süre sonra Cem Ç.’nin savcılığa eksik ve yanıltıcı beyanda bulunduğu gerekçesiyle tutuklandığını da belirtiyor.

Kısacası, Avukat Mehmet Y.’nin anlatımı, CHP’li Murat Emir’in iddia ettiği gibi ‘Cem Ç.’nin önce tutuklanıp sonra ifadesini değiştirerek serbest kaldığı’ şeklinde değil; tam tersine, Cem Ç.’nin önce savcılığa ifade verip ayrıldığı, ancak bir süre sonra ifadesinin eksik ve yanıltıcı bulunması üzerine tutuklandığı yönünde.

Bu konuyla ilgili altını çizmek istediğim birkaç nokta daha var.

Mehmet Y. gözaltına alındığında CHP’ye yakın medyada ‘Antalya’dan yurtdışına kaçacağı’ şeklinde daha önce benzeri pek duyulmayan iddialar ortaya atılmıştı.

İkinci olarak, CHP’li Özel Av. Mehmet Y. için HSK’ya ‘para dekontları ve tüm delillerle’ başvuracaklarını açıklamıştı. Ancak yapılan başvuruda herhangi bir dekont bulunmadığı, yalnızca avukat beyanına dayalı bir konuşma dökümünün sunulduğu anlaşıldı. 

CHP’nin delilden çok duyuma dayanan bu iddialarına rağmen savcılığın ‘İBB borsası’ söylemini ciddiyetle soruşturmasını dikkate değer buldum.

Bir yanda Özel’in ‘İBB borsası’ üzerinden Cem Ç.’yi ifade vermesi için savcılığa yönlendiren Av. Mehmet Y.’yi işaret etmesi, diğer yanda Murat Emir’in ‘ifadesini değiştirdikten sonra serbest bırakıldı’ diyerek durumu yanlış aktarması… 

Bütün bunlar hangi gerçeğin üstünü örtüyordu?

Cem Ç.’nin isminin bu çelişkilerle öne sürülmesi, nihayetinde verdiği ifadeyi gölgede bırakıyordu. Belli ki burada klişe bir hamle yapılıyor. Yani dikkat kişinin üstüne çekilerek, ifadenin içeriği ikinci plana itiliyor. Ne var ki bu yöntem, bende beklenenin aksine bir tesir bırakıyor ve özellikle ‘Acaba Cem Ç. ifadesinde neler anlattı?’ diye merak edip araştırmama neden oluyor.

Bu yazı tam da bu merakın eseri.

Ve Cem Ç.’nin ifadesini bulup okumaya başlıyorum. İfadenin verildiği tarih 4 Ağustos. Yani Özgür Özel’in yüksek perdeden “İBB borsası” üzerinden Av. Mehmet Y.’yi dillendirmesinden tam iki gün önce.

Özgür Özel bu çıkışı Cem Ç.’nin ifadesinde değindiği konular konuşulmasın diye mi yaptı dersiniz?

Kulağa komplo teorisi gibi gelmiyor! 

BAŞSAVCILIK BDDK’YA DEĞİRMENİN SUYUNU SORMUŞ

İfadede yer verilen hususlara değinmeden önce “değirmenin suyu” meselesini biraz kazımamız gerekiyor. Nereden geliyor bu milyon milyon paralar? Yalnızca açılan ihalelerden mi? Belediye bütçesinden mi?

Görünen o ki ‘bu değirmenin suyu nereden geliyor’ sorusu yalnızca bizde değil, savcılıkta da yankı bulmuş. Bu merakla BDDK’dan bilgi talep edilmiş ve kurum, soruşturma kapsamında para hareketlerine ilişkin oldukça çarpıcı bir rapor hazırlamış.

Başsavcılık, İBB’nin 2019’dan itibaren yurtdışından sağladığı kredilerin ve belediye hesaplarına giren alternatif kaynakların tespit edilmesini; bu paraların hangi hesaplara aktarıldığının araştırılmasını talep etmiş.

BDDK ise, yurtiçinde aktif kullanılan banka hesaplarını, bu hesaplara yurtdışından yapılan swift yoluyla döviz giriş-çıkışlarını, yurtiçinde hangi bankalardan ne kadar kredi kullanıldığını ve bu kredilerden çıkan paraların nerelere harcandığını incelemiş.

Ancak bankalardan talep edilen işlem sayısı dört milyonu aşınca inceleme büyük veri üzerinden yürütülmüş ve bu nedenle raporda hata payı olabileceği özellikle vurgulanmış.

Haberi yapılmasında kamu yararı bulunan bu kritik raporda ise, İBB hesaplarına proje finansmanı amacıyla yurtdışından giren yabancı para tutarının 66 milyar TL olduğu tespit edilmiş.

Rapor, söz konusu 66 milyar TL’nin dağılımını da ortaya koyuyor. Buna göre, 20 milyar TL’si kredi geri ödemelerinde kullanılmış. Ancak 38,6 milyar TL’nin projelerle ilgisi olmayan alanlara aktarıldığı, 14,5 milyar TL’nin İBB’nin operasyonel harcamaları için kullanılan havuz hesaplarına yönlendirildiği, 3,9 milyar TL’nin vergi ve SGK ödemelerinde harcandığı belirtilmiş. Ayrıca 18,1 milyar TL doğrudan firmalara ve kişilere ait hesaplara gönderilirken, 9,7 milyar TL’lik kısmın ise hangi işlemlerle ilişkilendirildiği tespit edilememiş.

BDDK raporunda, Mart 2025 itibarıyla İBB’nin yurtiçinde kullandığı krediler de ele alınmış. Özel bankalardan alınan krediler kalem kalem detaylandırılarak, İBB’nin 16,5 milyar TL nakdi risk ve 7,5 milyar TL gayrinakdi risk olmak üzere toplam 23,9 milyar TL kredi riskine sahip olduğu bankalardan alınan bilgilerle ortaya konmuş.

MALİ MÜŞAVİR: “GÖSTERMELİK HİSSE DEVRİ YAPILDI”

Bu rapor muhtemelen iddianame çıktıktan sonra daha çok gündemimizde yer alacak diyerek, Murat G.’nin mali müşaviri olan Cem Ç.’nin ifadesine kulak verelim ve bazı bölümlerini birlikte okuyalım:

Murat G.’nin mali müşaviri olan Cem Ç., ifadesinde 2021’deki hisse devri sürecini anlatıyor. Ona göre Fatih K., Murat’a tam güvenmediği için firma hisselerinin yüzde 50’sini emanetçi olarak Yılmaz D.’ye devrediliyor. 

Bu devir sırasında sanki 40 milyon TL ödenmiş gibi işlem yapılıyor. 2024’te hisseler geri alınırken bu kez de sanki 40 milyon TL alınmış gibi ikinci bir işlem düzenleniyor. Cem Ç., mali müşavir sıfatıyla bu para hareketlerinin tamamen göstermelik olduğunu ve gerçekte hiçbir bedel ödenmediğini söylüyor. 

Böylece 40 milyon TL üzerinden sahte bir hisse devri kurgulanarak sistematik bir vurgun yapıldığını öne sürüyor.

BDDK TESPİTLİ 40 MİLYONLUK VURGUN

BDDK raporunun 11. ve 12. sayfalarında, şüpheli Cem Ç.’nin ifadesine yansıyan hisse devri meselesinin bankalardan alınan verilerle desteklenerek delil niteliği kazanacak biçimde ortaya konduğunu görüyoruz. 

Raporun teknik dili nedeniyle bu hesap hareketlerini anlamanın güç olabileceğini düşünerek, verileri görselleştirdim. Aşağıdaki infografikten inceleyebilirsiniz.

İnfografiğin daha okunaklı halini görmek için tıkla

Rapora göre Yılmaz D., 2021 yılında üç ayrı işlemle Murat G.’nin banka hesabına ‘hisse alım bedeli’ açıklamasıyla toplam 40 milyon TL yatırmış görünüyor. Ancak Murat G., aynı günlerde bu paranın tamamını bankadan nakit olarak çekmiş.

Aradan üç yıl geçtikten sonra, 20 Kasım 2024’te İBB’ye 187 milyon TL tutarında kredi sağlanıyor. Bu kredinin 40 milyon TL’si grup firmaları aracılığıyla Murat G.’nin hesaplarına aktarılırken, 30 milyon TL’si İSFALT A.Ş.’ye gönderilerek çek ödemelerinde kullanılıyor. 

İki gün sonra Murat G., hesabına gelen 40 milyon TL’yi ‘Hisse Bedeli İadesi’ açıklamasıyla Yılmaz D.’ye 30 ve 10 milyon TL’lik iki parça halinde gönderiyor. Yılmaz D. de aynı gün bu tutarın tamamını bankadan nakit olarak çekiyor.

Rapordaki tespitlere göre İBB’ye sağlanan krediler önce grup firmalarına, ardından sürekli aynı isimlerin kontrolündeki firmalara ve nihayet kişisel hesaplara aktarılmış. 

Cem Ç.’nin ifadesinde geçen 40 milyon TL ve ‘göstermelik hisse devri’ vurgusu da BDDK’nın bankalardan elde ettiği hesap hareketleriyle örtüşüyor. 

Rapordaki verilere göre benzer işlemler birçok kez tekrarlanıyor. En dikkat çekici örneklerden biri ise İBB’ye kullandırılan bir kredinin, tekne satan yabancı bir firmaya yönlendirilmesi. Murat G.’nin hesabından bu firmaya farklı zamanlarda yüklü işlemler yapılıyor. 

Örneğin 19 Şubat 2024’te İBB’ye 45 milyon TL kredi sağlanıyor. Bunun 42 milyon TL’si Kuzey İstanbul Gayrimenkul’e, oradan Kuzey İstanbul Modern’e aktarılıyor. 

Bu hattın sonunda 22 milyon 750 bin TL, Murat G.’nin şahsi hesabına geçiyor. Murat G. bu parayla 650 bin Euro döviz alıyor. Ertesi gün, dövize çevirdiği bu tutarı ‘SWISS MED MARINE DENİZBANK AG, Med Marine’ açıklamasıyla İsviçre’deki bir tekne satıcısına gönderiyor.

Cem Ç.’nin İfadesinde BDDK raporuyla desteklenen daha nice iddia var. Ve daha onlarca itirafçı ifadesi var. Soruşturma dosyası kuyumcu hassasiyetiyle ele alınıyorsa eğer, Başsavcılık, benim gibi iğne ile kuyu kazarak değil, geniş veri imkânları ile hepsini bir bütün hâlinde inceliyordur ve ona göre iddianameler ortaya çıkaracaktır diye düşünüyorum.

Medyada günlerce tartışılabilecek ve skandal olarak adlandırılabilecek bu denli büyük iddiaların neden gölgede bırakılmak istendiğini şimdi anlıyor musunuz?

CHP NE ZAMAN İSTANBULLULARIN HAKKINI SAVUNACAK?

CHP’nin İBB soruşturmasına yaklaşımı ise, siyasetin hukuka bakışı açısından son derece riskli bir çizgide ilerliyor.

CHP’li Murat Emir’in Halk TV’de, şüpheli Cem Ç.’nin tutuklanmasına dair yanlış aktardığı sözleri düzeltip düzeltmeyeceğini ise hep birlikte göreceğiz.

Sözlerini tashih etmesi başka bir manaya gelecek, etmemesi başka bir manaya gelecek. Velhâsıl zor durum. Uğursuzluk Halk Tv’de herhalde diyelim.

Özgür Özel’e ise, iddianameyi dahi görmeden ‘her biri pırlanta olan arkadaşlarımızın tamamı suçsuzdur’ demek yerine, İstanbulluların ve CHP’ye oy verenlerin hakkını gerçekten ne zaman savunmaya başlayacağını düşünmek kalıyor.

Fakat kısa vadede böyle bir cesareti gösterebilmesi ihtimal dahilinde görünmüyor.

Belki düşünmeye ihtiyacı bile kalmayabilir.


Ece Sevim, ecesevim.com, 03.09.2025

Yazıyı paylaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir