İBB yolsuzluk soruşturması kapsamında tutuklu bulunan İBB Medya A.Ş. Genel Müdürü Murat Ongun’un yaşadıkları lüks sitedeki kira ödemesiyle ilgili olarak eşinden söz etmesinin ardından, İstanbul Mali Şube ekipleri bu defa gözlerini kamuoyunca daha az bilinen bir isme çevirdi:
Gözdem Ongun.
Sıradan bir eş tanıklığından ibaret olması beklenen bu ifade, görmeye niyetli olanlar için kamu kaynakları, belediye iştirakleri, reklam ve medya şirketleriyle örülmüş, siyasi ilişkilerle pekiştirilmiş karmaşık bir yapının kapısını araladı.
Daha önce kaleme aldığım yazıda, İBB’nin “İstanbul Senin” adlı uygulamasının, en az Cambridge Analytica skandalı kadar büyük bir şaibeye ev sahipliği yaptığını belirtmiş; milyonlarca İstanbullunun verisinin nasıl toplandığını, sınıflandırıldığını ve siyasi manipülasyon için nasıl kullanılabileceğini gösteren soruşturma dosyasındaki gizli toplantı ses kaydına dikkat çekmiştim.

O gizli toplantıda, İBB Medya A.Ş. Genel Müdürü Murat Ongun, İBB Kültür A.Ş. eski Genel Müdürü Serdar Taşkın ve Reklamİst şirketinin kurucusu Uğurhan Atma arasında geçen diyaloglar, kamu kaynaklarının ve kişisel verilerin siyasi çıkarlar uğruna nasıl araçsallaştırıldığını gözler önüne seriyordu.
İşte o Reklamİst’in ardında yer alan firmanın iki ortağı vardı. Uğurhan Atma, CHP Gençlik Kolları’ndan tanınan bir isimdi. Diğer ortak ise uzun süredir gölgede kalmıştı. Ta ki, Gözdem Ongun’un İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na verdiği ifadeye kadar. Aşağıdaki videoda Gözdem Ongun’un ifadesinin detaylarını anlattım.
O ifade sayesinde öğrendik ki, şirketin ikinci ortağı Mustafa Nihat Sütlaş, Murat Ongun’un çocukluk arkadaşıymış.

Yani, belediye kaynaklı reklam bütçeleriyle büyüdüğü belirtilen bu yapının arkasında yalnızca siyasi yakınlık değil, geçmişe dayalı kişisel bağlar da soruşturma konusu olmuş. Basit bir reklam işi gibi görünen bu düzenek, aslında dostluklara kurulu bir güç ağına işaret ediyormuş.

Bu çocukluktan gelen dostluk ile şekillenen ticaret ağları, ses kayıtlarında geçen planlamaların nasıl bu kadar pervasızca yapıldığını da açıklık getirdiği gibi, kamuoyunun zihnindeki şu soruları daha da anlamlı kılıyor:
İBB’nin medya ve reklam ihaleleri hangi kriterlere göre kime verildi?
2024 yerel seçimlerinde İstanbullunun verileri programatik reklamcılık için kullanılarak, belediye bütçesinden seçim kampanyası yürütüldü mü?
İBB’den ihale alan firmalara yılbaşı takısı
Gözdem Ongun’un ifadesine dönersek, İSMEK’ten aldığı eğitimle kurduğunu belirttiği firma olan Byzag Sanat ve Tasarım Ltd. Şti. aracılığıyla takı ve aksesuar işleri üzerine ticaret yaptığını görüyoruz. Ancak firmanın hesap dökümleri Emniyet’i bu basit zanaat atölyesinden daha fazlasına bakmaya zorlamış.
Byzag’ın banka hesaplarına, başta yukarıda sözünü ettiğim Reklam İstanbul firması olmak üzere, Urban Medya gibi İBB ile ilişkili çeşitli medya ve reklam firmalarından yüklü miktarda para aktığı tespit edilmiş. Bu hesaplardan da farklı yönlere yüklü miktarda para çıkışı olduğu kayıtlara geçmiş. Emniyet de bu para giriş çıkışlarını teker teker kendisine sunmuş, bu alışverişin kaynağını anlatmasını istemiş.

Gözdem Ongun da genel olarak o firmalara takı sattığını ya da hammadde aldığını, bunların da faturalarının mevcut bulunduğunu anlatmış.
Tabii Gözdem Hanım’dan takı aldığına dair fatura kesildiği söylenen bu firmalardan bazıları, aynı zamanda, MASAK’ın tespit ettiği verilere göre İBB’nin MEDYA A.Ş., Kültür A.Ş. gibi yüksek bütçeli iştiraklerinden sekiz haneli ihaleler alan firmalar. Örneğin bu firmadan takı alan URBAN Medya ile ilgili MASAK raporunda yer alan tespitlere biraz göz atalım.
2020 yılında zarar eden URBAN Medya, kamu kaynaklı işler aldıktan sonra aniden kârlılığa geçmiş; 2024 yılına gelindiğinde ise kârını yüzde 100’e çıkarmış. Bu dikkat çekici büyüme, şirketin en çok hizmet verdiği üç kuruluşla olan ilişkisine de yansımış:
2020-2024 arasında Kültür A.Ş.’den 108,5 milyon TL, 2023-2024 arasında Medya A.Ş.’den 40,5 milyon TL, ayrıca Ece Açıkhava Reklam üzerinden de 137 milyon TL’lik hizmet faturası kesmiş.
Ancak asıl çarpıcı olan, URBAN Medya’nın yalnızca Kültür A.Ş.’ye 108,5 milyon TL’lik fatura kestiği halde, bu kuruluştan sadece 50 milyon TL ödeme almış olması. Aradaki 58,5 milyon TL’nin akıbeti bilinmiyor. MASAK’ın açık kaynak analizine göre ise Urban Medya, 2030 yılına kadar Kültür A.Ş.’den 2.000 adet raket tipi reklam uygulaması ihalesini şimdiden almış durumda. Yani kârı da belirsiz para trafiği de en az 5 yıl daha sürecek.
Gözden kaçmasın.
Pek de kâr etmeyen bir takı firması
Bu kadar çok para hareketliliği olan bir takı firmasının yüksek kâr etmesini beklersiniz, değil mi? Peki, öyle olmuş mu? Hayır, olmamış.
Dosyada yer alan belgeler, Murat Ongun ve ailesinin oldukça lüks bir yaşam sürdüğünü ortaya koyuyor. Lüks bir sitede oturuyorlar, çocuklarının eğitimi, yaşam masrafları yüksek.
Sözcü gazetesinin ulaştığı banka verilerine göre, Gözdem Ongun’un şirketi iki yılda sadece 293 bin TL kâr etmiş.
Ayda çeyrek milyon ciro yapan bir takı atölyesi, nasıl oluyor da ay sonunda sadece 12 bin lira kâr açıklıyor?
Bu veriler, temel bazı muhasebe sorularını gündeme getiriyor:
Eğer bu iş bu kadar az kâr getiriyorsa, milyonlarca liralık para transferi neden gerçekleşti?
Bu paralar yalnızca takı ve sanat ürünleri karşılığında mı geldi, yoksa şirket başka bir akışkanlığın taşıyıcısı mıydı?
Aylık ortalama 12 bin TL gibi bir gelirle böyle bir yaşamı sürdürmek mümkün mü? Eş Murat Ongun da 350 bin TL aylık gelire sahip, malumunuz.
Tuhaf değil mi?
Bir belediye başkanının, onun yakın çevresindeki yöneticilerin ve onların ailelerinin içinde yer aldığı bu para trafiği, yalnızca teknik denetimlerin değil, kamu vicdanının da süzgecinden geçmek zorunda.
İsmini Murat Ongun soruşturmaya karıştırdı
Gözdem Ongun ile başladık, onunla bitirelim. Murat Ongun, ifadesinde eşi Gözdem Ongun’un adını birçok kez anarak onu sürece dahil etti. Kiradan şirket hesaplarına kadar pek çok konuda eşi üzerinden savunma kurmaya çalıştı. Bu durum, sadece hukuki değil, kişisel bir tercih olarak da dikkat çekti.
Konu kamuya mal olduğu için kişisel görüşümü paylaşmam gerekirse, bir eş, bir baba çocuklarının annesinin adını bu kadar rahat bir şekilde Emniyet’in önüne koymamalıydı.
Bir eş, bir baba bunca zenginliğin içerisinde “Ben yoksam bu hayat da yok” dememeliydi, her türlü olumsuz durumu düşünmeli, tutuklandığında hanımını eşten dosttan borç alacak duruma düşürmemeliydi.
Bu nedenle Gözdem Ongun’un çok da mertçe bir duruş sergilediğini ve eşinin yapmadığı şekilde dik durarak ifade verdiğini düşünüyorum.
Mahkemenin de durumu bu pencereden değerlendirerek Gözdem Hanım’ı adli kontrolle yargıladıkları ve çocukları hem annelerinden hem babalarından uzakta tutmamaları çok yerinde bir karar oldu.
Kumbara manipülasyonu
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Grup toplantısında yaptığı konuşmada, Ongunların evinde arama yapılırken, 10 yaşındaki çocuğun kumbarasından çıkan 3 bin liraya polislerin el koyduğunu söyledi. Bu sözler daha önce de mahlas isimlerle bazı internet sitelerinde yer almıştı.
Peki, gerçekten öyle miydi? Bunu en iyi Gözdem Hanım bilebilir. İfadesine göz attığımız zaman, evde bulunan 13 bin 800 TL paranın oğlunun bayram harçlığı olduğunu söylüyor. Karton kutudan da söz etmiyor.

Yani Özgür Özel’in dediği gibi değil. Sayın Özel ya manipülasyon medyasını takip ediyor ya da ona bilgi veren hukukçular tarafından kandırılıyor.
Bir ihtimal daha var tabii… Özgür Özel, bir konuşmasında rakip siyasi partinin yöneticilerinin bir konuyla ilgili gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu zamanlarda aynı anda 3 milyon kişiye seslerini duyurabilecekleri güce sahip olduklarını anlatmıştı.
Eğer kendisi, “bakın bu anlatılanlar yalandır, işte belgesi” diye açıklama yaparsa en fazla 200 bin kişiye ulaşma gücüne sahipti. Yani “geri kalan 2 milyon 800 bin kişi yalana inanmaya devam edecek” diyordu Özgür Özel.
Şöhretsizliği yalan karşısında güçsüzlük olarak algılıyordu.
Artık şân şöhret sahibi biri Özgür Özel. İstediğini söylemeye ve bunu yaymaya gücü var.
Belki de insan Genel Başkanlık gibi bir makama sahip olduğunda, böyle bir duruma sitem edip dezenformasyonla mücadele etmek yerine, bulunduğu konumun getirdiği güçle sisteme ayak uydurmayı seçmiş ve dün eleştirdiği konuları kendisi uygulamaya karar vermiştir.
Bilemiyoruz ki, nereden bilelim!
Sadece kendisi bilebilir.
Ece Sevim, 07.05.2025, ecesevim.com
