İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca İBB odaklı yolsuzluk ve rüşvet operasyonu kapsamında yürütülen soruşturma derinleştirilerek devam ediyor. Bugün aralarında İBB Basın Yayın Daire Başkanı’nın da yer aldığı yirmi iki kişi hakkında daha gözaltı kararı verildi.
Adliye muhabiri arkadaşlarımızın aktardığı gelişmelere göre, üçüncü dalga operasyonlarda Ekrem İmamoğlu ile Beylikdüzü Belediye Başkanlığından itibaren tanıştığı düşünülen İBB Basın Yayın Daire Başkanı’nın, MEDYA A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı tutuklu şüpheli Murat Ongun’a bağlı olarak Medya AŞ ve Kültür A.Ş’de karıştığı eylemlere ilişkin inceleme yapıldığını öğrendik.
Bu operasyonun medya odaklı olarak ön plana çıkması “AK Parti iktidarına muhalif, CHP’nin yerel yönetimlerde elde ettiği iktidara yandaş” kimi medya mensuplarının operasyonlarla ilgili iddialarının gündeme getirildiği haftanın ardındaki ilk iş gününde gerçekleşmesi bana oldukça dikkat çekici göründü.
“İmamoğlu Medyası A.Ş.”
Zirâ Pazar günü, Akşam Gazetesi’nde “İmamoğlu Medyası A.Ş.!” başlıklı imzasız bir haber yayımlandı. Haberde “Çıkar amaçlı İmamoğlu suç örgütü soruşturmasında medya ilişkileri ağı ortaya çıktı. Ongun’un medya organizasyonunda, para trafiğini yürüten Emrah Bağdatlı da var” denildi ve pek çok medya mensubunun HTS kayıtları yayımlanarak, Murat Ongun ve Emrah Bağdatlı ile yüz yüze görüştükleri iddia edildi.
Haberde yer alan bazı isimlerin gazetede yer alırken internet sitesinde yer almaması dikkat çekiciydi. Bu durum akıllara “o isimlerin internet sitelerine reklam aldıkları bazı büyük sermaye gruplarının müdahalesi mi oldu” sorusunu getirdi.
Bu haberin ismi geçen medya mensupları arasında tatsızlıkla karşılanmasının en önemli nedeni, soruşturma kapsamında ifade veren kimi tanık ifadelerinde “Murat Ongun’un Emrah Bağdatlı aracılığıyla İmamoğlu’na yakın hâle getirmek için kimi gazetecilere elden para verdiği” iddiasının geçmesiydi.
Emrah Bağdatlı’nın yurt dışına kaçtığı ve firari durumda olduğu, hakkında kırmızı bülten çıkarıldığı biliniyor. Sosyal medya üzerinden Murat Ongun ile aralarında abi-kardeş ilişkisi olduğunu, ancak hakkındaki iddiaların hepsinin yalan olduğunu söylüyor.
Akşam’ın haberinde ismi geçen isimlerin birçoğu da HTS kayıtları üstüne açıklamalar yaparak, ilgili tarihlerde belirtilen mekânlarda bulunduklarını doğruladılar ancak Emrah Bağdatlı ile yüz yüze görüştüklerini reddettiler.
Böyle bir para trafiği var mıdır, henüz bilmiyoruz. Eğer varsa ve bu para trafiği gazetecilik kisvesi altında İmamoğlu lehine PR yapılması için kullanılmışsa eğer ortada vahim bir tablo var demektir.
Soruşturmayla ilgili özellikle MASAK raporlarının ortaya koyduğu tespitlere ilişkin çeşitli haberler paylaşan Türkiye Gazetesi Yazarı Cem Küçük, TGRT Haber’deki Medya Kritik programında, “İmamoğlu Medyası A.Ş.” iddiasıyla ilgili ilginç bir soru sordu. Küçük, “Ertan Yıldız itirafçı olmuş, İmamoğlu’nun en yakınındaki adamlardan biri. Ben yaptım diyor, naylon fatura kestim diyor, işte koçanlar diyor. Haberde adı geçen gazetecilerden hiçbir ses yok. Hâlâ dosyanın içeriği boş diyorlar. Tüm bu somut delillere rağmen bu dosyayı itibarsızlaştırmaya çalışan, içeriği boştur diyen, görmezden gelen kim varsa fonlanıyordur” diyerek kanaatini paylaştı.
Küçük, geçen iki ay içerisinde soruşturmanın içeriğiyle ilgili çok sayıda haber yaptığı için de özellikle okları üstüne çekmiş durumda. CHP’nin İzmir mitinginde Özgür Özel, Küçük’ün TGRT’deki programında söylediği bazı cümleleri meydanda yayımlattı, mitinge katılanlara dinletti. Peki, neydi o dinlettiği kayıt?
Küçük, o programda İmamoğlu’nun gizemli otel görüşmesinde kameraların bantlanması ile ilgili konuşurken şişkin bavulların içinde ne olduğuna dair fikrini paylaşıyordu. Programdaki diğer katılımcılar da henüz içeriği belli olmadığı için “jammer olabilir, para olabilir” diye fikir yürütüyorlardı. Jammer ifadesi de ilk kez o programda geçmişti. Bunun üstüne CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik bavullu bir basın toplantısı düzenledi ve “jammer vardı” dedi. CHP Genel Başkanı Özel çıktı, “Evet, jammerdı. Kameralar da çorba içersek ve üzerimize dökersek ayıp olmasın diye bantlanıyor.” dedi.
Bu kaydı dinletti binlerce insana Sayın Özel. “Jammer olabilir, para olabilir” cümlelerini. Biliyoruz ki, Özel’in çağrısıyla birçok kanal “boykot” kapsamında ve CHP’lilerin izlemesine izin yok. TGRT de buna dahildi, İhlas da dahildi, Habertürk de dahildi. Özel, Habertürk’e çıktı ve boykotu deldi. Şimdi de meydanlarda boykotu delerek, CHP’lilerin doğru bilgi edinme hakkına sahip çıkmış. Alanlarda insan yuhalatmak gibi hoş olmayan alışkanlığından da kurtulursa eğer, soruşturma hakkındaki iddiaların geniş kitlelere yayılabilmesi için yaptığı bu hamle oldukça faydalı bulunabilir.
Meydandaki “Jammer olabilir, para olabilir” cümleleri “işte bu yalandır” diyerek verildi. Ne yalandır, nasıl yalandır, amaç nedir kimse tam olarak anlayamadı aslında. Derken Akşam Gazetesinde adı geçen isimlerden sessizliğe gömülmeyenler de benzer tonda yalanlamalara devam ettiler. Bu PR gürültüleri arasında hâlâ sorgulayabilen okurlarımın aklına, “Özel’in aklına gündemden düşmüşken nereden çıktı bu “jammer, para” meselesi” sorusu düşmüş olmalı.
“Bavullarda para var” ifadeleri geldi
Bu sorunun yanıtına dair ilk ipucunu Yeni Şafak Gazetesi’nden Burak Doğan’ın yaptığı haberde bulmak mümkün. “21. Kattaki Para Bavulları” başlıklı haberde İmamoğlu ve ekibine sahte fatura kestiği iddiasıyla tutuklu bulunan Ahmet Çiçek’in etkin pişmanlıktan faydalanarak tanık olduğu yolsuzlukları anlatması ile ilgili detaylar yer alıyordu.

Çiçek, Murat Kapki’nin Ferko Plaza’nın 21. katındaki ofisininin para bavullarıyla dolu olduğunu söylemiş, bavulların arka taraftaki VIP asansörle taşındığını anlatmıştı. Yani itirafçı, görüntülerdeki bavullarda “para var” diyordu. İfadesine birlikte bakalım:
“Otel kameralarının bantlandığına ilişkin haberlerde yer alan kamera görüntülerinde Murat Kapki isimli şahsı net olarak tespit ettim. Hatta sırtındaki çantası emniyette taktığı çantayla aynıdır ve markası Louis Vuitton’dur. Görüntülerde yer alan bavullarda da para olduğundan eminim. Ben de Murat Kapki’ye bavul ile para taşıdığımdan bavulun şişkinliği ve şeklinden bunu anlayabilirim.”
Bir diğer açık tanık ifadesi de bavullarda para taşımak gibi bir adetin olduğunu söylüyor bize. Eski Kültür A.Ş. Genel Müdürü Serdal Taşkın’ın makam şoförü O.C., verdiği ifadede şunları söylüyor:
“Serdal Taşkın’ın açık hava reklam işleriyle ilgili Ekrem İmamoğlu’nun ekibinde yer alan Murat Ongun; Murat Kapki, Hüseyin Köksal, Necati Özkan, Fatih Keleş’le haftada en az iki gün bir araya gelip, Beylikdüzü Mado’da toplanırlardı. Mado’nun alt katında yer alan, halka kapalı olan bir odası vardı, burada toplanırlardı. Biz de Hüseyin Köksal’ın şoförü Servet isimli kişiyle dışarıda beklerdik.
“Toplantı sonrası Murat Ongun ve Serdal Taşkın, ellerimde içi para olduğunu düşündüğüm çantalarla çıkarlardı. Bazen bu çantaları Serdal Taşkın’ın Vakıfbank’ın Nişantaşı Şubesinde bulunan özel kasasına yatırdığını biliyorum. Bazen de şahsi paraları olarak belirttiği bir kısım paralarla ailem, döviz ve kuyumcu olduğu ve Kapalıçarşı’da bir çevrem bulunduğundan dolayı kur pazarlığı yaparak döviz ve altın alımlarında yardımcı oluyordum. Aynı zamanda bu Beylikdüzü Mado’da yapılan gizli toplantıların haricinde bizzat Ekrem İmamoğlu’nun da katıldığı ve az önce saydığım Murat Ongun, Serdal Taşkın, Murat Kapki, Hüseyin Köksal, Necati Özkan, Fatih Keleş isimli şahısların da iştirak ettiği, Hüseyin Köksal’ın Beylikdüzü’ndeki tekstil firmasında yine haftada iki gün toplantılar yapılmaktaydı. Yine bu toplantılarda da ellerinde çantalarla çıktıklarına ve usulsüz ihale ve yasa dışı işler hakkında konuştuklarına şahitlik ederim.”
Şimdi, “İmamoğlu Medya A.Ş.” mensubu olduğu iddia edilen isimlerin bu haberlerle ilgili herhangi bir açıklama yaptığını duydunuz mu? Okurlarını bilgilendirdiğini, en azından “bakın böyle bir iddia var” dediğini gördünüz mü?
Onların “dosyanın içeriği boş, sadece gizli tanık ifadeleri var, onlar da ondan duydum, bundan duydum diyorlar, kendi tanıklıkları değil” diyerek olanı biteni olduğundan daha farklı gösterme çabası içine girmekten başka bir şey yaptıklarını gördünüz mü?
Göremezsiniz, çünkü yapamazlar.
Görünen köy diyor ki, verdikleri hizmet kapsamına girmiyor çünkü.
İstanbul Senin’de önemli ifade
Biz İBB soruşturmasına dönelim. İstanbul Senin uygulaması ile ilgili soruşturma kapsamında çıkan haberleri, ifadeleri ve dosyadaki ses kayıtlarını bir süredir haberleştiriyor ve konuyla ilgili fikri takip yapıyordum, malumunuz.
Konuya ilişkin soruşturmadaki bir ifade tutanağına daha ulaştım. İBB Bilgi İşlem Daire Başkanı Naim Erol Özgüner’in ifadesini, bu dijital skandala ilişkin ses kaydıyla ilgili çok önemli buluyordum.
Bu ifadede Murat Ongun, Serdal Taşkın ve Uğurhan Atma’nın yer aldığı ses kaydının deşifresi yer veriliyor ve Özgüner’e İstanbul Senin uygulamasıyla ilgili önemli sorular soruluyor. Bu uygulama ne amaçla kuruldu, veriler güvenle saklandı mı gibi sualler direkt olarak yöneltiliyor.

Ayrıca ses kaydında Akbank’ta da DMP (data management platform) kurulduğu ve BDDK’nın bunun üzerine inceleme için Akbank’a geldiğini ancak teknik konulardan anlamadıkları için “medya diyerek BDDK yetkililerine yutturduklarına” yer veriliyordu. Emniyet, Özgüner’e bu konuşmanın tüm detaylarını soruyor.
Özgğber ifadesinde, İstanbulluların TC Kimlik No eşleştirmesi yapmadan giremeyeceği uygulama ile ilgili oldukça yüksek bir KVKK hassasiyetine sahip olduklarını, her şeyin usulüne uygun bir şekilde yapıldığını ve 16 milyon değil, 3.5 milyon İstanbulluya ulaşabildiklerini söylüyor.
Özgüner, daha önce anlattığım gibi “işlevsiz uygulamaları derli toplu bir şekilde düzenlemek, tek çatı altında toplamak için” İstanbul Senin uygulamasına geçildiğini, ihalenin 2020 yılında UGETAM A.Ş. üzerinden alt kullanıcı olarak Platform İstanbul adlı firmaya taşere edildiğini söylüyor.
Ayrıca, Serdal Taşkın’nın 2020 sonunda Kültür A.Ş. Genel Müdürlüğü görevinden ayrılması ve İstanbul Senin uygulamasının 2021 ortalarında devreye girmesi sebebiyle ses kaydındaki konuşmanın 2019’da gerçekleştiğini düşündüğünü bu yüzden iddiaların boş olduğunu söylüyor.
Umarım iddialar Özgüner’in dediği gibi boş çıkar. Ancak ben o kadar emin olamıyorum. Ses kaydının hangi tarihte yapıldığını henüz bilmiyoruz, ifadelerden sadece Savcılığa ihbarcılar tarafından gönderildiğini biliyoruz. Serdal Taşkın’ın o tarihte görevde olduğu ortada. Serdal Taşkın görevinden Kasım 2020’de ayrılmıştı, İstanbul Senin ihalesi Ağustos 2020’de açılmıştı.

Düz mantık kurduğumuz zaman “siyasi saikle İstanbulluların verilerini kullanmayı planladığı ses kaydında ortada olan Murat Ongun’un” bu konudan geri adım atması için bildiğimiz bir neden görünmüyor.
Yani bu skandal iddiası hâlâ vahim bir şekilde ortada.
Bir de veri kopyalaması talebi vardı daha önce yazdığım, anımsarsınız. Özgüner’in ifadesinde bu konuyla ilgili de önemli bir bölüm var:
“Veri kopyalaması ve izinsiz kullanımı ile ilgili daha önce 2019 diğeri 2021 tarihinde 2 farklı şikayet sebebi ile 2019 ve 2022 yıllarında İçişleri Bakanlığı Mülkiye müfettişlerince yerinde ve detaylı incelemeler yapılmış. (Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünden gelen memurlarında katılımı ile detaylı olarak incelendi) Birisi dönemin İçişleri Bakanı Süleyman SOYLU diğeri dönemin İstanbul Valisi Ali YERLİKAYA’nın şahsi onaylarıyla veri aktarımı olmadığı için “soruşturmaya yer yoktur” kararı alınmıştır. Gerektiği durumda yapılan denetime ait olan evrakları ve raporları sunabilirim.”

Konuya ilişkin olarak Sayın Soylu ve Yerlikaya’nın soruşturma izni vermemesi durumunu oldukça dikkat çekici buldum.
Oysa Sayın Binali Yıldırım bu meselenin millî güvenlik hadisesi olduğunun altını çiziyor, Sayın Özkaya da Türkiye’nin çok kritik bilgilerinin yer aldığı datalardan söz ediyordu. Bu meselenin yüksek haber değeri taşıması hasebiyle Sayın Soylu ve Yerlikaya tarafından açıklığa kavuşturulmasının oldukça önemli olduğuna inanıyorum.
Burada ilginç bir bilgi daha karşımıza çıkıyor. Konuyla ilgili ihaleleri kazanan firmalar da şüpheliye sorulduğunda, şüphelinin harcama yetkisinin olmadığı ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığının bu konuda Murat Ongun’un ihalelerden men edilmesi kararını çıkardığı bilgisi de Özgüner’in avukatı tarafından not düşülmüş:
“2020 yılında adı geçen şirketlerden yetkilisi Murat ONGUN olan Medya A.Ş.’nin ihalelerden men edilmesini talep etmiş. Ve bu talebi üzerine süreç ilgili mevzuat gereği Çevre ve Şehircilik Bakanlığının onayı ile Medya A.Ş.’nin ihalelerden yasaklanması ile sonuçlanmıştır.”
Murat Ongun’un eşinin firmasıyla ilgili önemli bir ifade
Daha önce Murat Ongun’un eşinin firması üzerinden aktarılan paralara ilişkin soruşturmada yer alan ifadelerden bir yazı kaleme almıştım.
İBB’ye yönelik yolsuzluk soruşturmasında ifade veren reklamcı Cüneyt Yakut, Medya A.Ş.’den aldığı 30 milyon liralık ihaleye Bağdatlı’nın “Bu işi bizimkiler yapsın” diyerek el koyduğunu söyledi.
Bağdatlı’nın belediye içindeki gücünü kötüye kullandığını belirterek durumu Murat Ongun’la konuştuğunu anlatan Yakut, Ongun’un da bu görüşmede kendisine “Zaten ortalarda yok” dediğini, operasyon yapılmasını beklediklerini kaydetti.
Emrah Bağdatlı’nın isteğiyle Murat Ongun’un eşi Zeynep Gözdem Ongun’un sahibi olduğu BYZAG Sanat Tasarım’a kardeşinin şirketi “Aktif Spor” üzerinden 750 bin TL yolladığını belirten Yakut, “Bu firmaya daha önce de 150 bin TL göndermiştim. Parayı gönderdikten sonra bize maddi değeri olmayan bazı ürünler gönderildi” dedi.
Gözdem Ongun’un verdiği ifadeye göz attığımızda, Aktif Spor tarafından firmaya 756 bin TL para gönderildiğini ve bunun Ongun’a sorulduğunu görebiliyoruz.

Soruşturmaya ilişkin gelişmeler oldukça fikri takibe devam edeceğim.
Ece Sevim, 20 Mayıs 20205, ecesevim.com

Bu anlatılanlar tıpkı fetö vari bir işgal operasyonu düpedüz.!!!Eline sağlık Ece hanım. İnşaallah belalarını bulurlar