CHP’yi dizayn eden klikle ilgili pek çok haber dosyası hazırladım ve yazılar kaleme aldım. Bu klik, bir karanlık toplum mühendisliği çalışmasının ürünü.
Klik, Baykal’ın kaset kumpası ile istifaya sürüklenmesinden CHP’deki yeni yönetimleri şekillendirmeye, hamlelerini meşrulaştıracak medya unsurlarının satın alınmasından CHP’nin Cumhurbaşkanı adaylarını belirlemeye kadar pek çok önemli konuda stratejiler belirledi ve bunları sessizlikle hayata geçirdi.
2019 senesinde bu kliği ifşâ ettiğim analiz yazımda, Muharrem İnce’nin Saray’la görüştüğü yalanını ortaya atan kliğin amaçlarını anlatmıştım. Kliğin yerel yönetimlerde güçlenmesiyle birlikte, Kılıçdaroğlu’nu genel başkanlık koltuğundan uzaklaştırmak için hamleler yapacağını öngörmüştüm ve operasyon haberlerinden tek tek örnekler vererek, Kılıçdaroğlu’nu buna engel olabilmesi için yakın çalışma ekibini gözden geçirmesi konusunda uyarmıştım.
Kılıçdaroğlu, o yıllarda belediye başkanlarını kamplarda topluyor, “CHP, belediye başkanlarının yönetebileceği bir parti değildir” diyor, “yolsuzluk yapanın gözünün yaşına bakmam” diye çıkışıyor, bir belediye başkanının parti üst yönetim organlarına aday olmak istiyorsa istifa etmesi gerektiğini söylüyordu.
Ancak bunlar CHP’yi dizayn eden kliğin hoşuna giden konular değildi. Yerel yönetimleri siyasetin finansmanı maksadıyla kullanmayı hedefleyen bu klik için Kılıçdaroğlu, ciddi bir tehdit unsuru hâline gelmeye başlamıştı.
CHP’yi dizayn eden bu klik, Kılıçdaroğlu’nun bir arada tuttuğu altılı masayı ve millet ittifakını dağıtmak istiyor, bunu başarmak için kliğe hizmet eden ve “muhalif bir imaja sahip olan kimi yazarlarını” kullanıyordu.
Üstelik bu klik bir kanadını AKP’ye uzatmaya çalışıyor, başka alt ekipleriyle ve yerel yönetimler sayesinde zenginleştirdikleri iş insanları ağıyla da hükümete yakın bir imaj çizerek, kendilerini güvenli bir pozisyonda tutuyordu.
İşte tam da bu nedenlere dayanarak, CHP’yi dizayn eden kliğin amaçlarını kaleme aldığım o yazıda, “CHP’deki Radikaller üzerinden Saray ile temas kurmayı ve onların gücünden faydalanmayı hedefleyen bu klik, belediyeler sayesinde etkin bir şekilde “maddi gücünü arttırınca” rotayı “genel başkanlık” makamına çevirdi.” ifadelerinde bulunmuştum.

Ben bu satırları kaleme aldıktan tam dört sene sonra, CHP’yi dizayn eden bu kliğe hizmet eden unsurlardan biri olan Zoom ekibi, Kılıçdaroğlu’ndan “kurtulabilmek” için bir anda ortaya çıkıvermişti.
Onun karşısına çıkardıkları isim ise, siyaseten Kılıçdaroğlu’nun var ettiği Özgür Özel’di. Bu ekip, Kılıçdaroğlu’nun siyaset arenasına çıkmalarına yardım ettiği isimleri kullanmış, Kılıçdaroğlu’nun “Sırtımdan hançerlendim” demesine neden olmuştu.
Oysa Kılıçdaroğlu uyarılarımı duyabilseydi, millet ittifakını bir arada tutabilen stratejist yanını devreye sokacak, etrafındaki isimlere gözleri kapalı bir şekilde güvenmeyecek ve bugün yaşadığımız hiçbir şey belki de yaşanmayacaktı.
Üstelik o yazım, Kılıçdaroğlu’na bu konuda yaptığım ilk uyarı da değildi. 2014 senesinde Çağdaş Ses Genel Yayın Yönetmenliği yaptığım dönemde, henüz kimsenin ismini duymadığı ve Beylikdüzü Belediye Başkan Aday Adayı olan Ekrem İmamoğlu’nun yolsuzluk davalarında yargılandığını ve mahkemelerde çok somut delillerin yer aldığını belgeleriyle anlattığım bir yazı kaleme almış ve Kılıçdaroğlu eğer İmamoğlu’nu adaylaştırırsa bu konuda partinin başının çok ağrıyacağını anlatmıştım.
Ekrem İmamoğlu adaylaştı ve kazandı. Kılıçdaroğlu, Zoom toplantılarında hançerlenerek parti yönetiminden uzaklaştırıldı. Şimdi ise Cumhuriyet Halk Partisi gibi asırlık bir partinin ismi ne yazık ki yakın tarihin en büyük yolsuzluk soruşturması ile birlikte anılıyor.
Üstelik, millet ittifakı da dağıldı ve kliğin planladığı üzere, Cumhur ittifakın karşısında örgütlü hiçbir üst çatı yok.
Yıllar boyunca kalemim yazdığınca, sesim yettiğince anlatmaya çalıştığım CHP’yi dizayn eden bu klik, sürekli güçleniyor ve sistemin her mekanizmasında kök salıyordu.
Ta ki, 19 Mart’a kadar.
İBB yetkililerine ve iş insanlarına yönelik yürütülen yolsuzluk soruşturması kapsamında yapılan operasyonlarda ilk kez yüzlerine flaş tutuldu ve oldukça ağır bir yara aldılar.
Siyasetin finansmanına belediyeleri araç olarak kullanan ve CHP’yi karanlık amaçlar için dizayn etmek isteyen kliğin gizli ajandasına çok az sayıda CHP’li hakimdi. Onlar da ya bu kliğin üst akıllarındandı ya da bunu fark ettikleri için CHP saflarından uzaklaşmaya zorlanmışlardı.
CHP’yi dizayn eden bu kliğe bilinçsiz bir şekilde hizmet eden isimlerin pek çoğu, kişisel çıkarlar üzerinden yaptıkları hesaplarla ve günübirlik siyasi adımlar atıyor, kapalı siyasette aslında neye ve hangi yapıya hizmet ettiklerini anlayamıyordu.
Şimdi okuyacağınız yazıda CHP’yi dizayn eden kliğin, İBB soruşturmasıyla aldıkları bu büyük darbe karşısında nasıl sendelediğini ve yıllar sonra ilk kez nasıl sistematik bir strateji üretemez hâle geldiğini okuyacaksınız.
CHP’yi dizayn eden kliğin en önemli unsurlarından biri olan Zoom ekibi, bugün kendilerini kurtarmak ve siyasi hayatlarını sürdürebilmek için ne yapmaları gerektiğini belirleyebilmek için bir karar aşamasına gelmiş durumda.
İmamoğlu ile Özel arasındaki çatlak derin bir fay hattına dönüşüyor ve bu sarsıntıda kimlerin ayakta kalıp kimlerin tarihin karanlık sayfalarında isimleri dahi hatırlanmayacak “unsurlara” dönüşeceğinin hesapları yapılıyor.
Sokak çağrısından 1 Mayıs yenilgisine, şaibe iddialı kurultaydan olağanüstü kurultaya, kayyım tartışmalarından Zoom ekibi arasındaki güven sorununa kadar CHP kulislerinden edindiğim son gelişmeleri aktaracağım bu yazıyı, anlaşılmasını önemsediğim için mukaddimesini hayli uzattığım “CHP’yi dizayn eden kliğin ekseninden” ele alarak okumanızı tavsiye etmekteyim.
Özgür Özel’in 1 Mayıs yenilgisi
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasıyla birlikte, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, kitleleri bu tutuklamaya karşı tepki göstermeleri için Saraçhane’ye davet etti ve sokak eylemleri başladı.
İlk etapta, Özel için sokak dışında bir yol görünmüyordu. Belli ki bu çağrı, onun zihin dünyası sınırları içindeki tek seçeneğiydi.
Ancak sokaktaki eylemciler, Özel’i 1 Mayıs’ı simgesel bir anlam taşıyan Taksim’e sürüklemek isteyince, Özel frene bastı.
Zor durumda kalan Özel, ilk başta durumu test etti; CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik’i, hükümetin de tepki vererek zor duruma düşmeyeceğine inandıkları Gazze mitingi için Taksim’e gönderdi ve 1 Mayıs’ın Taksim’de kutlanması için kapıyı aralamaya çalıştı.
Ancak Gazze testi sonuçsuz kaldı ve bu yüzden Özel, “sendikalar Kadıköy’de kutlama istiyor, ben ne yapayım?” demeye başladı. Bu nedenle CHP’nin çiçeği burnunda Genel Başkanı, 19 Mart’tan beri sokakla çelişki hâlinde.
İlk heyecanla liderliğini kabul ettirebilmek için büyük sözler söyleyen Özel, şimdi sokağın gerisine düşmüş durumda. Bu eylemlerin sürdürülebilir olmadığını, okurlarım daha önce sokağın sosyolojisini yorumlayarak anlattığım yazılardan hatırlayacaktır.

Gerçekleşen öngörülerime paralel olarak, kitlelere hiçbir yeni söz söyleyemeyen Özel, artık sadece kendini tekrar etmeye başladı ve attığı hiçbir adımdan sonuç üretemez hâle geldi.
Kitlelerin heyecanını düşürmeye ve mobilizasyonunu yavaşlatmaya çalıştıkça da, İmamoğlu’ndan vazgeçtiği izlenimini yarattığı için zor duruma düştü.
Artık Özel aşağı baksa sakal, yukarı baksa bıyıktı. Sokağı baskılarsa eğer taze çizdiği lider imajı zedelenerek İmamoğlu’nu sahiplenmiyor olacak, sokağı körüklerse Taksim’de meydana radikal grupların da dahil olması hâlinde istenmeyen bir facia yaşanırsa bunun siyasi sorumlusu olacaktı.
Demokratik ve simgesel taleplerle 1 Mayıs için Taksim’i isteyenler de bugün Özel tarafından yalnız bırakıldıklarını düşünüyorlar.
Ki bunun böyle olacağı da gün gibi ortadaydı.

İmamoğlu, Özel’den rahatsızlığını ziyaretçilerine açıkça anlatıyor
Artık, Özel’in İmamoğlu’na sahip çıkmadığı ve onu savunmadığı algısı kulislerde açıkça konuşulmaya başladı. Bu durum, sokakta olduğu kadar, CHP içerisinde de büyük bir tartışma alanı yarattı.
Özellikle son yaşanan olaylar CHP’yi dizayn eden kliğe hizmet eden Zoom ekibini büyük bir ayrışma noktasına getirdi.
İBB’deki yetkililere yönelik yapılan yolsuzluk soruşturmasının ikinci dalgasında tüm programlarını iptal ederek apar topar İmamoğlu’nun yanına giden Özel’in, cezaevi çıkışında “İmamoğlu kendi istese bile cumhurbaşkanı adaylığından vazgeçemez” ifadelerinde bulunması da parti içinde oldukça dikkat çekici bulunuyor.
Özel, İmamoğlu’nun cezaevinden çıkmasını istemiyor mu?
Bu çıkış, Zoom ekibindeki bazı isimlerin “İmamoğlu, yolsuzluk soruşturmasının bitirilmesi karşılığında cumhurbaşkanı adaylığı iddiasından vazgeçmeyi düşünürken, Özel, bunu engellemek için pazarlık talebini ifşa etmek maksadıyla bu açıklamayı yaptı” şeklinde düşünmelerine ve bunu da yakın çevreleriyle paylaşmalarına neden oldu.
Onlara göre Özel, İmamoğlu’nun cezaevinden çıkmasını istemiyordu. İmamoğlu’nun cezaevinde kalacağı bir durumda CHP’yi dizayn eden kliği de kendi Cumhurbaşkanlığı adaylığına mecbur bırakacağına inanıyordu.
Bir süredir İmamoğlu, Özel’den duyduğu rahatsızlığı, kendini cezaevinde ziyaret eden CHP’lilerle açık açık paylaşıyor. Bu konuşmalar Zoom ekibini de huzursuz etmeye başladıkça, “İmamoğlu Haziran’da çıkacak” söylentileri parti içerisinde fısıldanmaya başlandı.
Böylece Özel, İmamoğlu’nun kemik ekibi karşısında güç toplayacak, “Özel’in bir bildiği var demek ki” diye düşünmeleri sağlanacaktı. Ancak bu içi boş fısıltı da İmamoğlu’nu ikna etmek noktasında işe yaramadı.
Aslında bu konuda İmamoğlu pek de haksız sayılmazdı, zirâ Özel’e inanmamak için pek çok nedeni vardı. İlk olarak Özel’e yakın bir isim olan Umut Akdoğan, İmamoğlu’nun avukatları aracılığıyla diğer sanıklara dosya kapsamında hangi konuda nasıl bir çalışma yürütüleceğine dair kurduğu ağı televizyonda açıklamış, hemen akabinde şüpheliler farklı cezaevlerine sevk edilmişti.
Ayrıca Özel, otobüs tepesinden İmamoğlu’nun cezaevinde cep telefonu kullandığını ilân etmişti.
Hem İmamoğlu hem de Zoom ekibi tarafından bu ifşâatlar “saflık” ve “dil sürçmesi” olarak değil, İmamoğlu’nun haberleşme ağını kırmak ve onu cezaevinde tutmaya yönelik hamleler olarak değerlendiriliyordu.
Özetle CHP kulisleri, Zoom ekibinin Özel-İmamoğlu ittifakının hızla yıprandığının farkında olduklarını anlatıyor. Özel’in yaptığı hiçbir hamle, İmamoğlu’nu tatmin etmiyor. İmamoğlu’nun taleplerine de Özel karşılık vermiyor.
Bu çatışma hâlinden çıkacak tek sonuç, belli ki büyük bir ayrılık olacak. Ama ilk hamleyi kim yapacak?
İmamoğlu mu Özel’den vazgeçecek, yoksa Özel mi İmamoğlu’ndan?
Bunu anlayabilmemiz için öncelikle süreçteki kilit isimlerden Gökhan Günaydın’a bakmak lâzım gelecek.

MYK’da restleşme
Günaydın ile Özel’in arası bir süredir limoni görünüyor. Çünkü CHP’lilerin anlattıklarına göre, son MYK toplantısında Günaydın ile Özel önce üstü kapalı sonra da açık bir restleşme yaşamışlar.
Özel, MYK toplantısında imâlı bir şekilde “Bazı arkadaşlar televizyonda benim söylediklerimin tersini söylüyorlar, beni rencide ediyorlar” demiş.
Toplantıdan sonra Günaydın, Özel’in yanına giderek “Sen toplantıda beni mi kastettin” diye sorunca Özel de “Gayet açık konuştuğumu düşünüyorum” diyerek durumu doğrulamış.
Şu an ikili arasında buz gibi rüzgârlar esiyormuş.
Tabii aralarındaki gerginlik bugün ortaya çıkmış değil. Gökhan Günaydın, daha önce Adnan Beker’in CHP’ye getirilmesine itiraz etmiş, yaptığı açıklamada “Bu benim kabul edebileceğim bir şey değil” demişti.
Günaydın ile Özel arasındaki soğuk rüzgârların hangi dağdan estiği sorusuna dönecek olursak, bunun cevabını bulabilmek için olağanüstü kurultay sürecine birlikte yeniden göz atalım.
Olağanüstü kurultayda başlayan ayrışma
Olağanüstü kurultayda, Ekrem İmamoğlu ile Özel arasında vuku bulan çatışmayı daha önceki yazılarımda kaleme almıştım.

Hatta bununla ilgili olarak, İmamoğlu’nun Kılıçdaroğlu’na Özel’in karşısında Gökhan Günaydın’ı adaylaştırma teklifinde bulunduğunu yazmıştım.

Ancak Kılıçdaroğlu bu kurultayı meşru kabul etmediğini hem aday olmayarak hem de herhangi bir olası adayla ya da parti meclisindeki listelerle ilgili tavır almayarak gösterdi.
CHP’ye kayyım atanması konusunda, tedbir talepli davada CHP’nin avukatları dahi ifade vermediği için, dosya henüz boştu ve “o dönem için” tedbir kararının uygulanması hukuken mümkün değildi.
Yani partiye kayyım atanacağı iddiası, ilk olarak Özgür Özel tarafından ortaya atılan içi bomboş bir balondu ve belli ki başka bir ajandayı gizlemek için söylenmişti.
Hele ki bu kurultay çağrısı, İmamoğlu daha gözaltındayken alınınca, Özel’in İmamoğlu’nun yetkisindeki CHP yönetimini yeniden dizayn etmek istediği düşüncesi akıllarda belirmişti.
İşte tam bu süreçte Özel, Günaydın’dan sert bir tepki görmüştü. CHP’lilerin anlattığına göre Özel, “Kayyım partinin karşısındaki kafede çay içiyor, partiyi kayyıma teslim etmemek adına CHP’yi olağanüstü kurultaya çağırıyorum” deyince Günaydın, Özel’e “Bize sormadan neden bu kararı aldın?” diye sormuştu.
Ekrem İmamoğlu, Özel’e muhtemelen güvenmediği için PM seçiminin çarşaf liste ile olmasını savunuyordu. Özel’in blok liste ile Parti Meclisi’ni belirlemek istemesi de İmamoğlu etkisinden kurtulmak isteği olarak yorumlanıyordu.
Şaibe iddialı kurultay öncesinde Zoom toplantılarında kurulan büyük ittifak, olağanüstü kurultayda çatırdamıştı.
Özel, İmamoğlu’nun istediği ismi PM listesine yazmamış
Bununla ilgili öğrendiğim oldukça ilginç bir gelişme daha var. Blok-çarşaf liste tartışması başlayınca Özel, “Çarşaf listeyi kabul ederim ama anahtar liste çıkarırım” deyince, Ekrem İmamoğlu, Özel’e Tarık Balyalı’yı anahtar listesine yazması için avukatlar aracılığıyla iki kez talimat vermiş, ancak Özel, Balyalı’yı listesine almamış.
“Ekrem İmamoğlu” için sokakları günlerce ayakta tutan, boykot çağrırıyla ekonomik yaptırımlar uygulamayı hedefleyen Özel, İmamoğlu’nun bu kadar basit bir ricasını neden kırmıştı dersiniz?

Üstelik bu yaşanan tek durum değildi. Kurultay öncesinde İmamoğlu, Maltepe mitingine Muharrem İnce’yi davet etmiş, ancak Özel onu meydanda konuşturmayıp, partisinin ismini bile anons ettirmemişti.
İnce de öfkeli bir şekilde alandan ayrılmış ve İmamoğlu’nun davet ettiği bir siyasetçinin saygısızca bir muamele görmesine sebebiyet verilmişti.
İşte, tam da bu noktada Özel’in CHP’deki yönetimi tekelleştirme mahiyetindeki hamleleri bir kere daha ortaya çıkacaktı.
Özel, Günaydın’a Grup Başkanvekilliğinden istifa et demiş
Özel’in yakın çevresiyle yaptığım görüşmeler sonucunda, olağanüstü kurultay öncesinde Özel‘in, Günaydın’dan Meclis Grup Başkanvekilliği görevinden istifa etmesini istediğini öğrendim.
Özel, Günaydın’a “İstifa et, seni Parti Meclisi’ndeki anahtar listeme yazayım. Böylece seçilince MYK’ya alırım seni. Artık böyle devam et” demiş. Gökhan Günaydın bu teklifi kabul etmemiş.
Özel, kurultay sabahına doğru saat 5 sularında yeniden aramış Günaydın’ı, “Son kararın mı, istifa ediyor musun” diye sormuş. Günaydın yeniden kabul etmeyince, “Sen bilirsin, bunu sen istedin” şeklinde yanıt vermiş.
Tabii bu ilginç bir teklif. Normalde partinin grup başkanvekilleri MYK’ya katılabiliyor, görüşlerini belirtebiliyor zaten. Neden Günaydın MYK’ya girebilmek için görevinden istifa etsin ki?
Koltukları dolduran insanların bir özgül ağırlığı kalmadığında, makamların da altı boşalıyor. Bugün CHP’de MYK üyesi olmanın hiçbir etki alanı yok. Oysa Meclis Grup Başkanvekilliği makâmın salâhiyeti bakımından hâlâ oldukça kıymetli bir vazife.
Özel’in Günaydın’ın böyle bir teklifi kabul edeceğine inanmasını ben trajikomik buldum. Muhtemelen Özel, daha önce Kılıçdaroğlu tarafından, kendine listeyi deldiği kurultayda “PM üyeliğinden istifa et” teklifi sunduğunda kabul etmeyi düşündüğü zamanları hatırladı. “Ben de Genel Başkan olduğuma göre, ben isteyince de Günaydın istifa etmeli” diye düşündü. Ancak, gerçek hayat öyle işlemiyor tabii.
İşin diğer bir trajikomik tarafı da, görevinden istifa edince Özel’in onu MYK üyeliğine alacağının bir garantisi olmaması. Hep söylüyorum, CHP’de liste siyasetinden anlayan pek aktif siyasetçi kalmadı diye. Bu da tam olarak öyle bir teklif olmuş. Günaydın da meselenin özünü anlamış olmalı ki, bu teklife iltifât etmemiş.
Ben yine de okurlarım için açıkça sormuş olayım: Özel’in bu teklifinin amacı, Günaydın’ı İmamoğlu’na yakın olduğu için Meclis’te saf dışı bırakarak yerine başka birini getirmek miydi acaba?
Zoom Ekibi kimi destekleyeceğini kestiremiyor
Kulislere göz atınca, CHP’de Kılıçdaroğlu’nu genel başkanlıktan devirmek için gizli Zoom toplantıları yapan ekipteki pek çok ismin, “Ekrem İmamoğlu cezaevine konulunca, Özgür Özel tüm yetkiyi elinde tutmak için harekete geçti” şeklinde düşündüklerini anlıyoruz.
Şu an bu ekip İmamoğlu ve Özel arasında bir tercih yapmaları gerektiğini düşünüyor. CHP’yi dizayn eden klik ise gidişatın oldukça farkında. Ancak yeni bir adım atmaya güçleri yok.

CHP’yi dizayn eden kliğe hizmet eden Zoom ekibi, oldukça önemli bir kararın eşiğinde. Ya Kılıçdaroğlu’na yaptıkları gibi İmamoğlu’na da ihanet edecekler ya da Özel’den vazgeçecekler. Hangi kararı alırlarsa alsınlar, tek amaçları koltuklarını en az iki dönem daha korumak olacak.
Şu an için denge siyaseti ile süreci idare etmeye çalışıyorlar ancak işler hareketlenmeye başladıkça, açıktan saf tutmak zorunda kalacaklar.
Gökhan Günaydın: “Artık kimseye sahip çıkamam”
Peki, bu tartışmalı sürecin ardından, Gökhan Günaydın bu ayrışma içerisinde nasıl bir tavır alacak?
Özel’in yakın çevresinden edindiğim bilgilere göre, Günaydın, İBB soruşturmasıyla ilgili ortaya çıkan parasal meselelerden büyük rahatsızlık duyuyormuş.
MASAK raporlarındaki tespitlerin oldukça sorunlu olduğunu düşünen Günaydın, soruşturma derinleştikçe kameraların karartılması gibi görüntülerin benzerleri ortaya çıkarsa,“artık kimseye sahip çıkamam” diyormuş.
Belli ki Gökhan Günaydın, üçüncü bir yol arayışında.

CHP’yi dizayn eden kliğe hizmet eden Zoom ekibi, koltuklarının devamlılığı için pragmatist davranıp Özel’den yana tavır almak isteseler de kafaları hâlâ karışık.
Çünkü, Kılıçdaroğlu’nu hançerleyerek gönderdikleri şaibe iddialı kurultayla ilgili mahkeme süreci devam ettiği için partiye çağrı heyeti atanır ve yeniden kurultay yapılırsa, artık Özel’in kendilerine koltuklarının devamını vadedemez hâle geleceğini biliyorlar.
Ayrıca karartılan kameralar gibi, daha heybeden hangi turpların çıkacağını bilemedikleri bir ortamın içindeler. Bu nedenle İmamoğlu’nun da parti içinde kurduğu gücü sürdüremeyeceğini düşünüyorlar.
Bir yanda, yolsuzluk iddialarıyla cezaevinde yatan bir siyasetçi, diğer yanda genel başkanlık makamında daha ne kadar kalacağı belli olmayan bir lider var.
CHP’yi dizayn eden kliğin ise yolsuzluk soruşturması ile odak noktası dağılmış durumda ve güçlü bir strateji üretemez hâldeler.

Bu nedenle Zoom ekibindeki pragmatistler, kendi başlarının çaresine bakmak zorunda hissediyorlar kendilerini.
Özel’in mi yoksa İmamoğlu’nun mu arkasında durmanın kazançlı yatırım olacağı henüz kestirilemiyor.
Üstelik, Zoom ekibinin birbirlerine olan güveni de azalmış durumda. Şimdilerde hepsi bir diğerinden şüpheleniyor ve hançer belinde gezenler birbirlerinden hançer yememek için sürekli arkalarını kolluyor.
Yani CHP’nin derin dehlizlerinde sular bulanık.
Bakalım, ilk ihanet kimden gelecek?
28.04.2025, Ece Sevim, ecesevim.com

Ece Hanım, çok kapsamlı ve derin bir analiz olmuş, kaleminize sağlık.
Yazınız tamamen algı oluşturmak için yalan ve iftiralarla dolu. CHP’nin içinden klikler Deniz Baykala kaset kumpası yaptı diyorsun. Onu yapan zamanında ortak olduğunuz fetö, bunun çok detaylı belgelere dayalı anlatımını youtube bulabilirsin. M. İnce’ye kaset kumasını yapanda sizin trolünüz. Kaset kumpasının yayıldığı hesaba geçmişe yönelik bakınca isim değiştirip muhalif görümü aldığı görünüyor. Kendi yaptıklarınızı başkasının üstüne atıyorsunuz.
Yazdıklarınız Hayali küçük Ali misali, gerçekliği olmayan, biryerlerinizden uydurduğunuz, beklenti. Maddi hiçbir kanıt olmadan, yasaları gözardı ederek yaptığınız suçlamalar çok çirkin. CHP de herkes Genel Başkan Özgür Özel ‘e tam destek veriyoruz. Ekrem İmamoğlu da Cumhur başkanı adayımız. Onu tutsaklıktan kurtarana kadar mücadele edeceğiz. Kemal Kılıçdaroğlu da önceki genel başkan olarak saygın bir kişi olarak yerini almıştır. Siyaset halka hizmet nöbetidir anlayışı ile nöbetini tamamladığına karar veren Kurultay, Kılıçtaroğlu yerine Özel ‘i seçmiştir. Hepsi bu. Hançer sözü Akşener için kullanılmıştır.